sur, camiler, köşeli minareler / diyarbakır

diyarbakır’da birkaç saatlik serbest yürüyüş sırasında telefonla çektiğim fotoğraflar:

daha önce de birkaç kez diyarbakır’da bulunmuştum ama ünlü tarihi cami minarelerinin klasik silindir biçiminde değil de dikdörtgen biçiminde olduğu ilk kez dikkatimi çekti.

mahmudiye-keramet doğa yürüyüşü / iznik gölü

iznik gölü civarında katıldığım 2. yürüyüş oldu bu; ilki ortaköy-üreğil arasındaymış.

geçen hafta sonu yürüdüğümüz bu çamurlu parkur boyunca, hava yoğun bulutlu ve soğuktu. hava durumu yürüyüş açısından bir zorluk çıkarmasa da tepeden göl manzarasının tadını çıkarmak açısından kötüydü zira gölün üstü bir puslu bir pusluydu ki.. gerçi gölün o durumu, göl kenarında daha önce çekmediğim türde fotoğraflar çekebilmeme yaradı, o açıdan da kârlı sayılırım, tıısıs. devamını oku

kar yürüyüşü (kuzuyayla tabiat parkı – kartepe zirve) – 2

2 yıl önce kar yürüyüşü yaptığımız kuzuyayla tabiat parkı parkurunu geçen sene de yürümek istemiştik ancak mümkün olmamıştı; bu sene nispeten hızlıca bir karar alıp çıktık dağın başına. bu kez bir yürüyüş ekibiyle değil kendi başımıza (yılmaz, erkal, vural, ben) yürüdük. profesyonel rehber olmadan yürümemizin en büyük eksisi zaman planlamasında sınıfta kalmamız oldu! 🙂 dönüşte karanlığa kalmamak için koştura koştura ilerledik…

orman bol karlı, hava kapalıydı fakat çok sisli ve soğuk değildi. zaman zaman kar yağdı ama rüzgâr olmadığı için hiç sıkıntı çekmedik o açıdan.. parkurumuzun başlangıç kısmında, bizden önce yürüyenlerin karda açtığı izlerden yürüdük ancak kısa bir süre sonra ayak izleri bitti ve ortalama diz boyunda olan karda kendimiz yol aça aça ilerlemek zorunda kaldık. macera da böylece başlamış oldu.. bata çıka bata çıka bir süre yürüdükten sonra yorulmamız uzun sürmedi. 🙂 acaba zirveye kadar bu tempoda yürürsek çok mu geç olur, dönüşte karanlığa kalır mıyız, yaban hayvanlarıyla karşılaşır mıyız bu ıssız ormanda, yürüyüşü kısa kesip dönsek mi soruları eşliğinde biraz daha ilerlemeye karar verdik. çok geçmeden, arkamızdan kalabalık bir yürüyüş grubunun (yeksayder) geldiğini görünce sevinç çığlıklarımızı tutamadık, tıssıs.. bir onlar öncü olup yol açtı, bir biz; o şekilde hem tempomuz yükseldi hem daha az yorulduk. bir süre sonra bir kalabalık grup daha arkadan yetişince parkurun tenhalığı iyice azalmış oldu. devamını oku

polonezköy tabiat parkı doğa yürüyüşü – 2

yine bir gün yürüyoruz ormanda arkadaşlarla…

hazır polonezköy’de bir deneme turu yapmışken, neden abartıp da art arda her hafta yürümeyelim ki dedik; bir kez daha tabiat parkı‘nın yolunu tuttuk fakat bu kez sadece kolay, yürüyüşe özel düzenlenmiş parkuru ve devamındaki sessizlik zonu adlı bölgeyi yürüdük.

hava, yürüyüşe oldukça uygun; ışık, sonbaharın renklerini iyice ortaya çıkaran ayardaydı; kısacası, her şey yolundaydı. devamını oku

mona petra kayalıkları (ıstranca ormanları) doğa yürüyüşü – 2

geçen sene ilk kez ilkbaharda yürüyünce, “sonbaharda da gidilmeli” dediğim ıstranca ormanları (yıldız dağları) bölgesini, sözümde durmak için sonbaharda da yürüdüm, yine gezintrek grubuyla. biraz daha erken tarihte yürüsek, mona petra kayalıkları‘ndan görülen orman manzarasını rengârenk yakalayabilirdik ama ağaçların neredeyse tamamen çıplak olduğu döneme denk geldiğimiz için grinin tonlarını bulduk anca. tepeden görülen manzara griyken, parkur boyunca yeşilden kahverengiye sonbahar cümbüşü vardı yeterince.

ıstranca dağları istanbul’a uzak. şehirden çıkış da uzun sürüyor. hava da mevsim gereği erken karardığından, yürüyüşü akşam bastırmadan bitirmeye çalıştık. böyle olunca, hem bu etkinlik epeyce yorucu oldu hem de kayalıklarda bile çok zaman geçiremedik… yeni muhitimden servis güzergâhına ulaşmak kolay değil; pazar günü bile, sabahın 6’sında bile otobüsler binilemeyecek kadar dolu gelebiliyor, bu durum da uzak yerlerdeki günübirlik yürüyüşlere katılmamı zorlaştırıyor. bu gidişle, ya servis güzergâhı benim oralardan geçen bir grup bulacağım ya da şehir dışı yürüyüşlerim iyice azalacak. 🙁 devamını oku

kadıköy/üsküdar sokaklarında sıradan günler

gün geçmiyor ki sokakta fotoğraf çekerken, birileri tarafından, “çekme, çekemezsin, kimi çekiyorsun, niye çekiyorsun, sen beni mi çekiyorsun, ne oluyor ne çekiyorsun burada?” şeklinde uyarılmayayım. halkımız, sokak fotoğrafçılığında gelişmeme engel olmaktaki kararlı ve ısrarcı duruşunu koruyor. en son olayımı kadıköy’de yaşadım; bu kez de dayak yemeden atlatmayı başardım, ayrıntılarını yazmayacağım..

uğruna dayaklardan döndüğüm sokak fotoğrafçılığımın son ürünleri ise şunlar:


teknik bilgi sevenler, flickr’daki albüm ve fotoğraf ayrıntılarında serbestçe boğulabilirler.

 

perseid peşinde / sardala koyu / ilk kamp / doğa yürüyüşü

direndim direndim direndim… olmadı, yıkıldım. zincirlerimi kırmak zorunda kaldım, prensiplerimi ezip geçtim: çadırda kaldım! konforumdan, evet konforumdan ödün verdim, ben-konforumdan-ödün-verdim. tarihe not düşülsün. ben konforumdan ödün verebiliyorsam, daha da kimse hiçbir şey için imkânsız demesin, tıs.

baktım ki olmuyor, olmayacak, her yere günübirlik yetişilemiyor; zaten bir yerde bu inadımı kırmam gerektiğini de seziyordum ve sonunda kırmayı başardım.. geçmişte, kamplı/çadırlı planlara daha laf açılır açılmaz “ben yokum” demişimdir, doğrudur, fakat o gün o gündü, bugün bugün, tııss.

devamını oku

yeni bir filmli ile ilk denemeler: nikon n65

nikon n65: taşınma işlerim sırasında, eski evimi toparlarken bulduğum, nedim arkadaşımdan kalma bir filmli fotoğraf makinesi.

nikon n65: nikon’un son model amatör analog makine modellerinden biri. bu tür bol ayarlı, türlü çekim/pozlama/netleme modları olan slr modeller; dijital döneminin hemen öncesinde, analog devrinin geldiği son noktadaki makinelerden. dijital bir sensör aracılığıyla dijital bir karta kaydetmek dışında, neredeyse ilk dijital slr makinelerdeki tüm özellikler bunlarda da var.

ee böyle sürpriz bir makinem olmuşken durur muyum ben de, zaten canon ae-1 ile heveslenmiştim son zamanlarda filmli çekimler yapmaya; bir film de bu makineye takıverdim ve test etmek için düştüm sokaklara: devamını oku

bolu: bir avrupa kenti :p

benim gözümde avrupa kenti ünvanını hak etmiş olmasının tek sebebi, bolu şehir merkezinde geçirdiğimiz en fazla birkaç saatlik sürede, bize yaya geçitlerinde 3 kez, evet tam 3 kez yol verilmiş olması! -bu cümle bir ünlemi hak ediyor.-

daha önce de kısmen faydalanmıştım bolu doğasından ama bu kez daha kapsamlı faydalanmak üzere, bir güne sıkıştırılmış bir ‘bolu doğa gezisi’ turu yaptık. gördüğümüz yerler: abant tabiat parkı, gölcük tabiat parkı, akkaya travertenleri, gölköy baraj gölü.

ha yağdı ha yağacak bir havanın hâkim olduğu çok bulutlu/sisli günden fotoğraflar: devamını oku