dara antik kenti / yeğen eylül / memleket

adını kısaca ‘dara‘ şeklinde duyup çok da merak etmediğim dara antik kenti meğer çok yakınımızda, bayağı bildiğimiz antik bir kentmiş! yol üstünde uğrayacak kadar plan yaptığımız için ayrıntılı gezemesem de gördüğüm 2 farklı su sarnıcı, antik kentin -benim için bile- görülmeye değer olduğunu kabul etmeme yetti. yöre halkı arasında dara zindan(lar)ı olarak da bilinen bu yerin mardin’de görmeye alıştığımız, nispeten yakın tarihli manastır/kilise/konak gibi yapılardan olduğunu düşünmüştüm, merak etmeyince işte.. ileride mardin’i bir turist gibi gezecek olursam, dara köyüne en az yarım gün ayırmam gerektiğini de kendime not olarak buraya bırakmış olayım.

fotoğraflar 2 farklı su sarnıcına ait; birinde aydınlatma çalışmadığı için sadece eşiğinde birkaç fotoğraf çekebildim:

devamını oku

kadıköy/üsküdar sokaklarında – 2

kadıköy, üsküdar, eminönü, fatih, karaköy, beyoğlu sokaklarında çokça yürürüm. bu yürüyüşlerimin bazılarında fotoğraf da çekerim. son zamanlarda ise bu fotoğrafları genellikle filmli-analog-manuel-vintaj-karizmatik kameram canon ae1 program ile çekerim. bu fotoğrafları genellikle paylaşırım. yine kadıköy ve yine üsküdar sokaklarında yine bolca yürüdüğüm ve yine fotoğraf çektiğim için yine paylaşıyorum:

kampa devam / gökçeada / deniz / doğa

birkaç hafta önce gezintrek grubuyla gittiğimiz gökçeada‘da deniz kenarında kurduğumuz kampla, 3. kez kamp çılgınlığına girişmiş oldum. ilki sardala koyu‘nda, ikincisi erikli plajı‘nda olan kamp maceralarımın üçünüsü gizli liman diye anılan koyun yakınındaki küçük bir çamlık alandaydı.

hafif ve kolay taşınabilen yani matım* ve çam ağaçlarının kuruyup dökülmüş iğne yapraklarıyla nispeten yumuşattığım zemin sayesinde, bu kez rahat uyuyabildim. çadır/kamp konforunu, böylece kendim için 2 tık daha artırmış sayılırım. çam ağaçlarının gölgesi sayesinde güneş doğar doğmaz uyanmak zorunda da kalmadım; demek ki neymiş, ağaçlık alanda kamp konforunu -kolaylıkla- yaklaşık 3 tık yükseltmek mümkünmüş, at cebe bu bilgiyi.

devamını oku

dereköy – sermayecik köyü doğa yürüyüşü

haftalar önce, yalova bölgesinde, güneşin alnında, meyveli ve uzunca bir parkurda yürümüştük…

şöyle de fotoğraflar çekmiştim:

devamını oku

hanlar, konaklar, camiler, zeugma / antep

mayıs başında çıktığım kısa bir tatilde ilk kez ‘gezdiğim’ antep‘in kemerli sokaklı eski mahalleleri, eski ermeni evlerinin/konaklarının olduğu bey mahallesi ve yemekleri bir yana, en çok zeugma mozaik müzesi‘ni sevdim. meşhur çingene kızı mozaiğini zaten çok merak ediyordum ama diğer mozaiklere de bu kadar hayran kalacağımı tahmin etmezdim. ilk kez bir müzeyi kendi isteğimle ve ‘yoğun ilgiyle’ gezdim desem hiç abartmış olmam. çingene kızı‘nın sergilendiği, özel ‘karartılmış’ salona 2 kez gittim ve epeyce zaman geçirdim; müzede toplamda 4 saat geçirdim ama uğrayamadığım kısımlar kaldı! gaziantep’e bir daha gidersem muhtemelen müzeye yine giderim, hatta bu kez programıma zeugma/belkıs antik kenti‘ni de ekleyebilirim; kendime not olsun bu da burada.

devamını oku

mahmudiye-keramet doğa yürüyüşü / iznik gölü

iznik gölü civarında katıldığım 2. yürüyüş oldu bu; ilki ortaköy-üreğil arasındaymış.

geçen hafta sonu yürüdüğümüz bu çamurlu parkur boyunca, hava yoğun bulutlu ve soğuktu. hava durumu yürüyüş açısından bir zorluk çıkarmasa da tepeden göl manzarasının tadını çıkarmak açısından kötüydü zira gölün üstü bir puslu bir pusluydu ki.. gerçi gölün o durumu, göl kenarında daha önce çekmediğim türde fotoğraflar çekebilmeme yaradı, o açıdan da kârlı sayılırım, tıısıs. devamını oku

intiharın genel provası

sevdim.

ocak’ta bahar‘a gittikten sonra fark ettim ki dušan kovačević‘in burada gösterilen neredeyse tüm oyunlarını izlemişim. izlemediğim oyunu kalmasın diye heveslenmişken daha önce de çokça karşıma çıkan intiharın genel provası, bu kez kadıköy halk eğitim merkezi‘nde karşıma çıktı ve hızlı bir kararla kaptım biletimi.

intiharın genel provası özetle; tuna nehri üzerindeki köprülerden birinden atlayarak intihar etmek isteyen biri ile onu engellemeye çalışan diğerleri arasında yaşananları oynamaya çalışan bir tiyatro ekibinin provası. oyunun başı ve sonundaki bölümler, provadaymışçasına oynanan bölümler. oyunlarda bu kısımlar bana çoğunlukla keyifli gelmese de oyunun/sahnenin dışına taşılan, seyirciyle etkileşime girilen bölümler tiyatro yazarlarının/yönetmenlerinin sevdiği şeyler, yapacak bir şey yok. :p devamını oku