olur mu, başkası vurmuştur onu..!

85 yaşında bir adam doğumhanenin kapısında beklemektedir. doğumhaneden çıkan doktor şöyle bir bakındıktan sonra yaşlı adama sorar:


d – “içeride doğum yapan bayan yakınınız mı?”

a – “evet, eşim.”

d – “ama bayan 25 yaşlarında…”
a – “tamam işte, eşim o. niye şaşırdınız, baba olamaz mıyım yani?”
d – “yoo, aklıma benim dedem geldi de.”
a – “nesi varmış dedenizin?”
d – “kendisi av meraklısı idi. sürekli ava çıkardı. ancak yaşlanınca zorlanmaya başladı. bir gün ava çıkacakken kendisini uyardık, aman yapma dedecim, sen yaşlandın, ava gidemezsin diye. kendisi ısrar etti ve hazırlandı. e tabi yaşlılık, çıkarken tüfek yerine baston aldı eline. ben de kendisiyle gittim. ormanda bayağı yol yürüdükten sonra bir geyik gördük. dedim ya, dedem yaşlı. bastonu omzuna koydu, doğrulttu ve geyiğe bastonla ateş etti. geyik o anda vurulup yere düştü…”
a – “olur mu, başkası vurmuştur onu.”
d – “ben de onu diyorum işte..!”

kaynak

izmit ‘ten bi kaç kare..

denemeye devam.. bu defa istediğime biraz daha yaklaşmışım.. işte son çektiğim fotoğraflardan bi kaçı:

60 evler sahili..

hava çok kapalı diye çekmeyecektim bunu ama bi deneyim demiştim, iyi ki de çekmişim 🙂

bariz bi kadraj sorunu olmasına rağmen, alan derinliği istediğime yakın çıkmış o yüzden bu da burda dursun..

o kadar oyalandım ki bu kare için, balıkçı amcaların hoşgörüsüne de tanık oldum, şaşırdım zira öylesi bi anlayış beklemiyordum; ben olsam kızardım, “çekme kardeşim çekme” filan derdim.. 🙂

her ne kadar o an nereyi netlemeye çalıştığımı hatırlamasam da bunun istediğim kare olmadığından eminim ama yine de beğendim bu fotoğrafı..

sanırım bir “an” fotoğrafı olması sebebiyle en sevdiğim fotoğraf bu oldu bu defa.. hızlıca geçerken farketmedim ama biraz büyütüp de inceleyince topçulardan her birinin yüz ifadesi ve/veya duruşlarının ilginç olduğunu gördüm..

yavaş yavaş gördüğümü ya da görmek istediğimi çekmeyi öğrenecem galiba.. bu iş çok zevkliymiş be yahu 🙂

berker dalmış fotoğraf gösterisi

kocaeli üniversitesi anıtpark yerleşkesi konferans salonunda bugün bir fotoğrafçı vardı: berker dalmış. koüfok (kocaeli üniversitesi fotoğrafçılık kulübü) ‘un girişimiyle düzenlenen gösteri/söyleşide berker dalmış, iki farklı ve çok güzel gösteri sundu bizlere: ‘yansımalar’ ve ‘anadolu ateşi’.

iki gösteri de çok güzeldi aslında ama doğruyu söylemek gerekirse ‘yansımalar’ gösterisi için seçilen müzik, benim pek de hoşuma gitmedi.. ancak ikinci gösteriyi yani ‘anadolu ateşi’ ni kusursuz buldum.. müziklerin, dansların orijinal müzikleri olması çok iyi bi seçim olmuş.. fotoğraflar o kadar güzeldi ki ‘anadolu ateşi’ gösterisini izlemiş kadar oldum neredeyse.. -bi de bu arada o gösteriyi izlememekle çok şey kaçırmış olduğumu da görmüş oldum o açıdan biraz kötü oldu..-

devamını oku

ilk fotoğraflarım…

daha evvel yazdığım şu yazıda da bahsettiğim üzere fotoğrafçılık olayına hayli merak salmış bulunmaktayım.. yine aynı yazıda bahsini ettiğim üzere ilk çektiklerimden bi kaçını ekleyecem buraya.. en kayda değerleri işte aşağıda görünen fotolar..

işbu fotoğrafımız bir istanbul klasiği karesi olmakla beraber teknik açıdan en iyi-bu en iyilerdense gerisini düşünmeyin bile:) – fotoğraflarımdan biridir:

 

bu da yine istanbul ‘da gezinirken “du bakalım bu makina çalışıyor mu” diyerek çektiğim ilk fotoğraflardan:

 

kusursuz sayılabilecek-alan derinliği ve ışık bakımından- başka bi fotoğraf da var ama o bi portre olduğu için buraya koymanın anlamı yok falan filan bilmem ne…

bu fotoğraflarda eksik çok tabii.. öğrenecek çok şey ve gerekli çok ekipman var ama ne dedik: azmettik, yavaş yavaş hal de edeceğiz.. budur.

youtube ‘a erişim engellendi..!

daha neler dedirtecek türden bi olay yaşıyoruz gene..! hemen herkesin neredeyse artık tanıdığı/bildiği; ilginç, komik eğlenceli, şarkılı türkülü video görüntülerinin yer aldığı video paylaşım ve yayım sitesi olan youtube.com ‘a sevgili yargımız, -atatürk ‘e hakaret içeren videolar bulundurduğu için- erişimi engellemiş.. olacak iş değil yahu! internete ya da internette bi siteye erişimi engellemek olacak iş değil.. önce gülerek karşıladım ama sonra şaşırdım, üzüldüm.. vah vah! demek ki sevgili büyüklerimiz bu tür kötü içeriklere tepki olarak site erişimlerini engelleme yolunu seçiyorlar.. iyi de siz yasağı koyunca, o videolar oraya yine eklenmeyecek mi? asıl mantıklısı o videoların oradan kaldırılmasını sağlamak değil mi? bunun için youtube ile görüşülüyormuş gerçi ve görüntüler kaldırılınca yasak da kalkacakmış ama bana kalırsa youtube ‘a böyle bi tepki koymaya gerek bile yoktu.. sonuçta siz bir ulusun önderinden bahsediyorsunuz ve bunu youtube yetkilileri de kolaylıkla idrak edebilirler.. hatta bırakın ünlü ya da çok mühim birini, herhangi birine açıktan hakaret içeren bi görüntünün bile şikayet edildiği takdirde silinmemesi için direneceklerini sanmıyorum.. hatta izinsiz çekilen görüntüsünü bu sitede gören birinin youtube yetkilileri ile yazıştıktan sonra görüntünün siteden kaldırıldığını dahi okumuştum bi yerde.. yani sıradan biri için bile bunu yapan bi site, böyle hassas konulara da elbette duyarlı olacaktır..

ekleme: yasak kalktı. youtube.com ‘a erişim mahkeme kararıyla tekrar sağlanmış. yani bu yasak 2 gün sürdü..

 

koutik ‘in oyunu ‘düğün ya da davul’ geliyor…

nihayet o gün geldi..! geçen seneden beri emX ‘in de oynayacağı ‘düğün ya da davul’u bekliyoruz arkadaş..! düşünün ki bi oyuna taa bi sene evvelinden yer ayırtmışsınız, öyle bi şey valla.. hiç yoksa biz şöyle on kişi kadar mecburuz gitmeye 🙂

                                                                                            .

                              koütik - düğün ya da davul

                                                                                                  .

sevgili emX, koutik (kocaeli üniversitesi tiyatro kulübü) üyesi ve bu sene sunacakları oyunda oynayacak ve bize de iki elimiz balda da olsa ‘ulan emX daha tatlı’ deyip, gidip izlemek düşecek.. olay budur.. oyunun komik olacağı, gülmekten yaracağı, oyuncu performanslarının harika olacağı muhakkaktır.. öyle olacağına zerre kadar şüphemiz yoktur..

o tarihlerde izmit ‘te olanlara duyurmuş olduk.. hade bakalım, bekleriz..

.

.

.

 

fotoğrafçılığa el attım hade bakalım..

o kadar aradım taradım inceledim gittim en sonunda en ucuz slr(filmli) makinayı aldım geldim 🙂 aslında para bile ödemedim, istanbul ‘a zenit marka fotoraf makinası almaya gittim ama para bile ödemedim; o kadar ucuz ki para bile almıyorlar 🙂 şaka tabii.. dayımın çok az kullandığı bi zenit ‘i varmış..! ne tesadüf! kendisi artık 3 mp kameralı cep telefonuyla fotoğraf çektiği için eski makinaya ihtiyacı kalmamış, hatta varlığını bile unutmuştu ya ben hatırlattım farkında olmadan..

fotoğrafçılıkla ilgilenmeye başlayınca slr, enstantane, diyafram, objektif, hayyam pasajı, pozometre vb. gibi bi çok terimle de haşır neşir olmaya başladım hatta hayyam pasajı ‘na gittim.. aslında 3 tane zenit almaya gitmiştim fakat kendikimi beleşe getirince, sadece 2 tane aldım(siparişler).. umaım yolum daha çok düşer oraya..

her neyse.. ben sevdim bu fotoğraf olaylarını, hele bi çekmeyi de öğreneyim koyarım buraya fotoları 🙂

bedava yasal film..!

daha önce ilgili bi yazı mı okumuştum yabancı bi sitede mi görmüştüm emin değilim ama telifi ödenmiş‘ filmlerin bedava indirilebildiğine ya da indirilebileceğine dair bi şeyler hatırlıyorum.. her neyse uzatmadan söyleyim: efendim ekolay da bu işe el atmış ve telifi ödenmiş‘ bazı filmlerin sitesinden indirilebileceğini duyurmuş geçenlerde.. ben yeni gördüm.. çok güzel bi hizmet bu bence.. hem bedava hem yasal, daha ne olsun 🙂 elbette herkesi tatmin edecek türde filmler olmayacaktır bu filmler ama en azından arşivlik bazı filmlere kolayca ulaşmak için iyi bi yol olacak..

ilk film olarak da kemal sunal ‘ın bi klasiği sunulmuş: ‘doktor civanım‘ 🙂 ve üstelik de bu filmler dvd, vcd, wmv formatlarında ve de ipod, psp, 3g cep telefonu gibi taşınabilir ortamlara uygun formatlarda sunuluyor.. -gerçi şu an sadece bu film var ama sayının artacağına şüphe yok.-

                                                                           .

                                                                doktor civanım

                                                                          .

 

bu filmi bedava indirmek için buyrun.. -filmi indirirken flashget programını da kullanabiliyorsunuz, bu da güzel yanlarından biri.-

.

.

.

 

kentteki son gelişmeler..

iki haftada ne çok şey değişmiş bu şehirde arkadaş..!

– ‘don kişot kafe’ olmuş ‘kafe kulis’ -son gittiğimde tiyatrocular işletiyordu, demekki onlar devralmış orayı..

– yeni bi gazete çıkmış; ‘beyaz kocaeli’ -temel renkler bittiğinde acep kocaeli gazetelerinin isimleri nasıl olacak merak ediyorum.. turkuaz?, eflatun?, pembe?, ..? 🙂

– demiryolu caddesi ‘nde yeni bi kafeyle yeni bi mağaza daha gördüm sanırım..

– saat kulesi ‘nde restorasyon filan başlamış galiba..

– E5 üzerinde, garın hemen üst tarafında toplu ulaşım araçları için yanyol ayrılmış..

bi gittim, döndüğümde bu kadar değişiklikle karşılaştım.. bizim memlekete 2 hafta değil 2 yıl sonra gitsen gene bi gıdım değişiklik görmezsin.. 🙂 bu kadar da değil aslında ama yazmaya başlayınca unuttum.. gerçi iki haftada diyorum ama bazılarını belki de ben henüz fark etmişimdir, olur olur yani..

bunları görünce abartıp karfur ‘un orada yapılan kavşağı da bitirmişlerdir belki dedim ama yok o daha bitmemiş.. anlaşılan o ki bu dönem de orada trafik çilesi devam edecek..

düzeltme: beyaz kocaeli gazetesi daha önce de varmış, yeni değilmiş.. demek ki şu anki yerine yeni taşınmış.. olsun, bana göre yeni 🙂

eskidendi, çok eskiden..

.

.

eskidendi, çok eskiden

hani erken inerdi karanlık,
hani yağmur yağardı inceden,
hani okuldan, işten dönerken,
ışıklar yanardı evlerde,
eskidendi, çok eskiden.

hani ay herkese gülümserken,
mevsimler kimseyi dinlemezken…
hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken,
eskidendi, çok eskiden.

hani hepimiz arkadaşken,
hani oyunlar tükenmemişken,
henüz kimse bize ihanet etmemiş,
biz kimseyi aldatmamışken,
eskidendi, çok eskiden.

hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken,
hani körkütük sarhoşken gençligimizden,
daha biz kimseye küsmemiş,
daha kimse ölmemişken,
eskidendi, çok eskiden.

şimdi ay usul, yıldızlar eski
hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden
geçen geçti,
geçen geçti,
geceyi söndür kalbim
geceler de gençlik gibi eskidendi
şimdi uykusuzluk vakti.

murathan mungan

.

foto: philip lim

.

– – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – – –

sezen aksu ‘nun bahane albümündeki bu şarkıyı biliyordum, dinliyordum ama bu şarkıyı murathan mungan ‘ın yazdığını bilmiyordum.. dinlediğim şarkıların söz sahiplerinin sevdiğim şairlerden olduğunu farkedince/öğrenince hep aynen şimdi olduğu gibi şaşırıyorum yahu, bi de seviniyorum, ne tuhaf..! bana ne ki?! ama hoş oluyor yine de; “aaa bu şarkıyı bu mu yazmış?!” diye şaşırmak ve bi kez daha o adama; “helal olsun be..!” demek..

.

.

.