haliç / eminönü / karaköy
sonbaharın güneşli bir gününden kalma fotoğraflar.
(yeni helios 58mm lensim bu tür yürüyüşlere pek uygun değilmiş)
yazı kalır
sonbaharın güneşli bir gününden kalma fotoğraflar.
(yeni helios 58mm lensim bu tür yürüyüşlere pek uygun değilmiş)
sonbahar bitmeden atabildim kendimi ormana, neyse ki.
şehirden ayrılırken bastıran sağanak yağıştan ve sallantılı feribot yolcuğundan sonra bulutlu-güneşli-yağışsız bir havada geçti yürüyüş.
parkurun son kısmının(4km!) asfalt(orman içi yol) olması biraz keyfimi kaçırdı ama genel olarak güzel bir sonbahar günü geçirdik doğada. lakin bu rotayı bir daha yürümem; kendime not olsun bu da burada 🙂 devamını oku
istanbul’da şehir içinde doğa yürüyüşü yapılabilecek sayılı noktalardan biri olan aydos ormanı‘na gezintrek ekibi ile beraber gittik. daha önce meteor yağmuru izlemek üzere tek başıma gitmeye niyetlenmiştim ama iyi ki gitmemişim, bol köpekli bir ormanmış; iç taraflarında değil ama mahallelere yakın yerler ve aydos kalesi çevresinde çok vardı.. devamını oku
sonunda buldum! istanbul efendisi oyununun şarkı listesini sonunda buldum. benim için büyük, insanlık için küçük bir adım..
tiyatroyu geçen senelerde çokça izlemiştim ama o dönemlerde, aradığım halde, oyunda söylenen şarkıların tam listesini bulamamıştım; ya çabuk vazgeçmişim ya yanlış anahtar kelimelerle aramışım, her neyse.. geçenlerde yine aklıma düştü ve tekrar arayınca buldum. hem de oyunun tüm ayrıntılarının yer aldığı, sanırım oyunun yönetmeni engin alkan tarafından hazırlanmış olan bir web sitesinde; şurada.
ayrıca listeyi ararken, oyundan çekilmiş şarkı görüntülerinin olduğu bir video listeye de denk geldim; o da şurada. (bu görüntüler benim seyrettiğim ekibin oyunundan değil, daha eski bir gösteriye ait sanırım) devamını oku
bazen gün içinde, gün içine hiç de uygun düşmeyen şöyle bir türkü denk gelebilir;
geldi sonbahar ayları
gevşer gönül yayları
der ki ey insan
niye duruyorsun şehirde
çıksana belgrad ormanı’na
wikiloc‘ta not aldığım parkurlardan birine uydum bu kez ve daha önce görmediğim topuzlu bendi ile daha önce çokça gördüğüm valide sultan bendi ve ikinci sultan bendi‘ni kapsayan, yine ‘üç gölet turu’ diyebileceğim bir yürüyüş oldu. devamını oku
helios lenslerden vazgeçemiyoruz; makine zenit iken lens helios; makine pentax iken lens yine helios; makine sony iken lens yine helios…
yeni lensim de yine diğer helios kardeşleri gibi bokeh konusuyla öne çıkıyor yani öyle umuyorum, kullandıkça göreceğiz.
(buraya bol miktarda sonbahar arka planlı fotoğraf gelecek. tıssıısıs.)
yeni lenslerle bu deneme çekimlerini âdet edindim iyice. ilgilileri için biraz da bilgilendirici olsun diye hiç müdahale edilmemiş haliyle sony a6000 + helios 44m 58mm f2 ikilisinden ilk fotolar aşağıdaki galeride; devamını oku
kadın: güle güle canavaro..
adam: hoşçakal bouboulina.
kadın: beni unutma!
adam: seni unutmayacağım..
kadın: hayır unutacaksın!
adam: hayır unutmayacağım.
kadın: unutacaksın!
adam: unutmayacağım!
kadın: peki, güle güle… devamını oku
karaköy’ün tophane tarafı dışında, balık çarşısına yakın olan bölgesi de varmış keşfedilecek; hırdavatçıların olduğu mahalle. ve bu mahallenin deniz tarafındaki sokakları adeta bir grafiti sergisi. hafta sonu tüm iş yerleri kapalıyken gidildiğinde daha rahat görülebilir duvarları ve kepenkleri boydan boya kaplayan bu çalışmalar. devamını oku
istanbul’un bir ucunda, çatalca’da bir tabiat parkı varmış ki istanbul için bayağı büyük sayılır; belgrad ormanı’ndan daha büyük görünüyor misal. ve denize girilebilecek sahili de var; yalıköy(podima) plajı, parkın karadeniz kıyısında. devamını oku