halıdere-osmaniye doğa yürüyüşü

yine halıdere‘den başlayarak, yine 20km kadar yürümeyi planlamıştık fakat bu kez varış noktası saraylı değil tepeköy olacaktı fakat olmadı ey halkım, olamadı. bir talihsiz olay yaşandı; grubumuzdan birinin, rotamızın orta zorluktaki bir bölümünde, ayağı kırıldı. orta zorluk derecesini veren de ben değilim haa, deneyimli yürüyüşçüler; yoksa ben ne anlarım daha üç günlük halimle!

sakatlanma vakasıyla beraber etkinliğin gidişatı değişti haliyle… öncelikle rehberimiz arkadaş, hastanın kırık ayağını bir sağlam sardı; bant, ağaç dalı gibi malzemelerle; bu işlem arkadaşın acısını bir nebze olsun azalttı ve kırığın daha kötüleşmesini engelledi. rehberimizin yaptığı işlemin başarılı olduğunu ise daha sonra doktorun kendisine teşekkür etmesiyle daha iyi anladık… ayağı sarma işinden sonra yakındaki osmaniye köyünden 2 arkadaşın ve araçlarının yardımıyla hasta, köyde bekleyen ambulansa taşındı. evet ambulans ekibi, orman içerisindeki yoldan gelebildiği kadar olay yerine yaklaşması beklenirken mızıkçılık yapıp(!) köyde kaldı. neyse konunun burasını fazla açmayayım… söylemeden geçmek olmaz ki sakatlanan arkadaş, dişini fazlasıyla sıkıp neredeyse hiç sızlanmadı; kırık acısı bu kadar gizlenebilir mi(!) diye şaşırıp kaldı herkes ama doğrusu hastanın ağlayıp sızlamaması, ortamın panik havasına bürünmemesi açısından son derece faydalı oldu.

köyden ambulansı takip edip hastaneye gitmeye karar verildiği için yürüyüşü yaklaşık 10km‘de, yani planladığımızın yarı uzunluğunda bitirmiş olduk… ama başladığımız dakikalarda bir dut yemişim bir dut yemişim ki sormayın.. eh biraz da erik tabii ki sezonundayken..

yürüdüğümüz kısma dair bazı istatistikler ve fotoğraflar:


ormanın bağrı:

Yorumlar