doğu ekspresi / kars

şubat başında zek‘ten gelen teklif: doğu ekspresi ile kars’a gidelim?
yanıtım: teklifiniz uygun görülmüştür.

dedik ve şubat sonunda düştük yola. şubat sonuna kalmazdık ya; daha erken seferlerde, istediğimiz yerler kalmadığı için mecburen.. meğer doğu ekspresi yolculuğu moda olmuş o sıralar ve yataklı/kuşetli vagonlardaki yerler kapış kapış gitmiş kış ortasında. biz de farkında olmadan modaya kaptırmış olduk kendimizi :p —devamı—

zerzavatçı köyü – cumhuriyet köyü doğa yürüyüşü

geçtiğimiz pazar, bu kez şehre yakın bir bölgede, epeydir merak ettiğim polonezköy’de yürüdük yine gezintrek ekibiyle. kışın ortasında güneşli ve sıcak, çok güzel bir havaya denk geldik; nereden bakılsa, ballıyız 🙂

yürüyüşün, orman-çayır içinde geçen kısmı çamura rağmen güzeldi. polonezköy geçişi ise keyifsizdi; hadi 2km kadar asfalt kısım, uzun bir parkur içinde görmezden gelinebilir diyelim ama araçlar çok hızlı/agresif geçiyor, ciddi tehlike yaratıyor yol kenarında veya kaldırımda yürüyenler için.

—devamı—

şişli şehir yürüyüşlerimden fotoğraflar

şehir yürüyüşlerim tüm hızıyla devam ederken, şişli sokaklarını da tanımaya/ezberlemeye başladım.
gün içine(hafta sonu) denk gelen yürümeler sırasında telefonla fotoğraf da çekiyorum ara ara.

sokakları turlarken, kafamı kaldırınca dikkatimi çeken bazı binalar:


kar mı o?

fulya – şişli – osmanbey hattında kar-kış-kıyamet-tipi-fırtına-soğuk demeden çıktığım fotoğraf yürüyüşüm, makinemin -soğuktan veya su almasından kaynaklanan- geçici bir arızasından ötürü az fotoğrafla sonuçlansa da kar yağarken yürümek hoş idi…


yabani meyveler ya da dağ/orman meyveleri

dağda-bayırda-ormanda gezerken karşılaştığım yabani meyvelerin, hazır fotoğraflarını çekerken ve yenebilenlerin de tadına bakarken; neden derli toplu bir not almıyorum ki diye sordum kendime bir doğa yürüyüşünde, ansızın.. aslında çok da ansızın sayılmaz zira o yürüyüşte sık rastladığımız bir meyvenin, yenip yenmeyeceği tartışması çıkmıştı grupta ki bu tartışma bende bu fikrin oluşmasına neden olmuştu.. çünkü ben, yabani meyvelerin hangisi yenir/yenmez; ne işe yarar; nasıl yenir gibi bilgileri zor aklımda tutardım, dolayısıyla tek başımayken risk almaz, hiçbirine dokunmazdım. tıssıısıs. kendi notumu almam en iyisi yani, özetle. —devamı—

ora

arada kaynamasın, bir adana gezintim vardı; oralara gitmişken 1 güne sığdırabildiğim kadar gezdim, bol cami gördüm. evet, eski adana bölgesinde, 1 günlük gezintide en çok cami görürsünüz.
(hemen de uzman kesildim)

cep telefonu kamerasıyla harikalar yarattım adeta :p


termal – sudüşen şelalesi doğa yürüyüşü

sonbahar bitmeden atabildim kendimi ormana, neyse ki.
şehirden ayrılırken bastıran sağanak yağıştan ve sallantılı feribot yolcuğundan sonra bulutlu-güneşli-yağışsız bir havada geçti yürüyüş.
parkurun son kısmının(4km!) asfalt(orman içi yol) olması biraz keyfimi kaçırdı ama genel olarak güzel bir sonbahar günü geçirdik doğada. lakin bu rotayı bir daha yürümem; kendime not olsun bu da burada 🙂 —devamı—

aydos ormanı doğa yürüyüşü

istanbul’da şehir içinde doğa yürüyüşü yapılabilecek sayılı noktalardan biri olan aydos ormanı‘na gezintrek ekibi ile beraber gittik. daha önce meteor yağmuru izlemek üzere tek başıma gitmeye niyetlenmiştim ama iyi ki gitmemişim, bol köpekli bir ormanmış; iç taraflarında değil ama mahallelere yakın yerler ve aydos kalesi çevresinde çok vardı.. —devamı—

‘helios 44m 58mm f2’ ile ilk denemeler

helios lenslerden vazgeçemiyoruz; makine zenit iken lens helios; makine pentax iken lens yine helios; makine sony iken lens yine helios…
yeni lensim de yine diğer helios kardeşleri gibi bokeh konusuyla öne çıkıyor yani öyle umuyorum, kullandıkça göreceğiz.
(buraya bol miktarda sonbahar arka planlı fotoğraf gelecek. tıssıısıs.)

yeni lenslerle bu deneme çekimlerini âdet edindim iyice. ilgilileri için biraz da bilgilendirici olsun diye hiç müdahale edilmemiş haliyle sony a6000 + helios 44m 58mm f2 ikilisinden ilk fotolar aşağıdaki galeride; —devamı—