köylüleri niçin öldürmeliyiz?
ne zaman, selge antik kenti tanıtımıyla ilgili olduğu söylenen şu videoya denk gelsem:
yazı kalır
ne zaman, selge antik kenti tanıtımıyla ilgili olduğu söylenen şu videoya denk gelsem:
ilkbaharda ve yazda yürüdüğüm aytepe bölgesinde, sonbahar da eksik kalmasın diyerek, gezintrek grubuyla birlikte tekrar yürüdüm.
yoğun sisli, hafif yağmurlu ve serin bir havada yürüdüğümüz parkur çoğunlukla, ‘traktör yolu’ tabir ettiğimiz düzgün toprak yollardan oluştuğu için kolaydı. havanın durumundan ve fotoğraf çekip grubu yavaşlatmamamdan olsa gerek, kısa sürede bitirdik yürüyüşü. devamını oku
geçen sene de yürüdüğümüz çilingoz tabiat parkı‘nda, bu kez farklı ve daha uzun bir parkuru yürüdük.
hava artık serinlediği için sinek yoktu bu yürüyüşte.
yürüyüş boyunca güneşli, sahilde ise kopkoyu bulutlu bir gökyüzü vardı. devamını oku
istanbul-sofya ekspresi (bosfor/balkan ekspresi) ile evropa’ya açılarak kısa bir balkan turuna çıkma fikri, doğu ekspresi ile yaptığımız yolculukta, bu rotanın tanıtımını ilk kez gördüğümden beri aklımdaydı. derken derken uzun bir tatil (geçmiş bayramınız…) denk geldi ve bir anda (2 haftalık karar süreci sonunda) gitmeye karar verdim, hemen ardından hızlı bir plan… devamını oku
havalı adıyla ‘feriköy antika pazarı‘ olarak bilinse de ‘bomonti bit pazarı‘ diye anıldığına da rastlanır bu pazarın.
pazar günleri kurulur.
değerli antika eşyalardan çöp ayarında ıvır zıvıra (kime göre?) kadar farklı kategorilerde birçok ürünün satıldığı tezgahlar açılır.
satıcıları/alıcıları şık/tarz abilerden/ablalardan oluşan bir bit pazarıdır burası.
sadece fotoğraf çekme niyetiyle gelmiş olanları anında anlayıp laf sokma yetenekleri gelişmiştir kimi satıcılarının. devamını oku
yeni makinem ‘canon ae1 program‘ hatrına, istanbul şehrini yine, bir daha ve tekrar gezmelere devam:
yaz sıcağının kendini göstermeye başladığı, çok çeşitli çiçeklerin arasında, bol sinekli ve yer yer ‘gebze sanayi’ manzaralı bir yürüyüş oldu yaklaşık 10 gün önceki yürüyüşümüz.
parkurun son kısmı olan ballıkayalar tabiat parkı‘na 3. gidişim oldu böylece. bu kez de bir tarafıma zarar vermeden dönmeyi başardım. ıslak kayalar üzerinde ceylan gibi sekmek kolay değil zira.
(kendime not: 4. kez risk almaya gerek yok, gördüm göreceğimi.) devamını oku
ve sonunda dayanamadım: alayım / almayayım / ne zaman alayım / kim uğraşacak şimdi film aramayla / yıkatmayla / taratmayla falan diye diye ara ara düşünüp düşünüp ertelediğim analog fotoğraf makinesine dönüş fikrimi, nüks eden bir heves döneminde hayata geçirdim. (dönüş derken; dijitalden vazgeçmedim, ikisine bir arada devam.)
elimdeki zenit 122‘yi tamir ettirmek yerine, yine epeydir heves ettiğim canon ae-1 program‘ı aldım. yine ertelemeden halledeyim diyerek biraz da acele edip pahalıya aldım bir de; birkaç yıl önceki fiyatların neredeyse 2 katına çıkmış fiyatlar! neyse, bu ayrı bir konu. devamını oku
evet, iç anadolu turu.
yaptık, pişman değilim, bir daha yapmam.
adına, ‘iç anadolu bilinmeyen/tanınmayan şehirler turu’ ya da ‘iç anadolu keşif turu’ veya bizim aramızda kullandığımız başka bir şey de denebilir, tıssıısı. zira amacımız; zaten çok bilinen ankara, kayseri, sivas gibi iç anadolu şehirlerini görmek değil, pek bilinmeyen hatta varlığından şüphe edilen ‘o’ şehirleri görmekti. devamını oku
yine daha önce benzerini yürüdüğümüz bir rotayı, yine gezintrek ekibiyle yürüdük.
önceki akşamında yağmur yağmış, güneşli ve güzel ışıklı bir günde yürüdüğümüz parkura, yine darlık barajı‘nın korucu köyü ucundan başladık ama bu kez saklı göl‘e yönelmeyerek, teke köyü‘ne devam ettik. bu parkuru, öncekinden daha çok sevdim. devamını oku