bitiş..

sınavlar bitti nihayet, yazı biraz geç geldi ama anca dinlebebildim hatta hala dinlenmiş sayılmam açıkçası.. bitiş akşamı epeyce eğlenmemize ve dün de gün boyu denizde olmamıza rağmen ben hala dinlenemedim; sınav yorgunluğunu atamadım üzerimden.. köpek gibi uyumak istiyorum.. 🙂

iki kritik sınavımın birinden sürpriz bir şekilde geçtim kalmaya alıştırmışken kendimi.. o, epeyce rahatlattı beni ama ikinci kritikten geçemeyince bi anlamı olmayacağı için hala tam gevşeyemedim henüz.. gerçi kalmaya hazır olduğum için kalsam da çok koymayacak ama geçsem o biçim olur valla.. (belki hocamız günlüğümü takip ediyordur da bu yazı bi işe yarar) gerçi bazı arkadaşlar da kalmamı istiyorlar can-ı gönülden.. (bkz: tez arkadaşlığı) 🙂 o da ayrı bi mesele.. kardeşim ben bu dersi geçeyim, tezi beraber yaparız ne olacak? fazla tez göz çıkarmaz ya?!

şaka bi yana illet bi sınav dönemiydi bu seferki çünkü biriken en ağır yükleri kaldırmaya kalkıştım bi seferde.. bu benim işim değil, bi kere daha bunu anlamış oldum; oturup sınav öncesi bi kaç gece derslere yüklenmekle dersleri geçmek benim işim değil.. aslında sınavlar benim işim değil.. sınav yanlış bi kere.. muhabbet sisteme dayanmadan konuyu kefken ‘e getireyim lafı yine; üniversiteyi bitirip, memlekete eczane açmak üzere bi kaç hafta sonra yola çıkacak olan “hadi” arkadaşımızla vakit geçiriyoruz son bi kaç gündür, bugün kefken sahilindeydik, bi yüzdük, bi yüzdük… çok olmuş kefken ‘e gitmeyeli.. kumsalla, denizle arayı açmamak lazım.. yazın burada olan arkadaşlar, sözüm size. 🙂 bakın bi kaç fotoğraf görün kefken ‘den de canınız çeksin:

 

bu bir lisan-ı hafidir ki ruha dolmakta

kızıl havaları seyret ki akşam olmakta..


-şimdi sırada staj bulmak var staj yapmak var..

-iş bulmak var çalışmak var..

-mümkünse cisco kursuna gitmek var bi şeyler öğrenmek var..

c öğrenmek var geliştirmek var..

-memlekete zaman ayırmak var gitmek görmek dönmek var..

sağol windows, bizi ciddi bir hatadan kurtardın :)

bu bir teşekkür yazısıdır.

windows bugün sistemimizi öyle ciddi hatalardan kurtardı ki gözlerim doldu, minnettar kaldım hatta iki kez minnettar kaldım çünkü insan kendini daha bi borçlu hissediyor benim durumumdayken, hani windows ‘u öğrenci tarifesi, şöyle biraz ucuza kullanınca diyorum, daha bi borçlu hissettim kendimi microsoft ‘a karşı.. 🙂 (açıkça söylemekten de çekiniyorum şimdi bu windowsçu amcalar peşime filan düşer işi gücü bırakıp, aman aman..)

şaka bi yana bayılıyorum windows ‘un uyarılarına yahu 🙂 “sistem ciddi bir hatadan kurtarıldı..!” de hele hadeee..! bu uyarıyı ilk görünce irkildim resmen.. neredeyse bi refleksle fişini çekiyordum bilgisayarın.. 🙂 oy babo ne oluyor böyle ciddi hatalar filan dedim bi an.. işte bugün sistemimizi o kadar çok kurtardı ki sevgili windows; bi teşekkürü, boynumuzun borcu bildik bi yerde..

.

.

teşekkür faslını geçtikten sonra geleyim asıl mevzuya:

sistem zaten windows, anasını satayım hem kendi hata veriyor hem kendi kurtarıyor.. ooohh..! hani bi laf vardı ya windows; “sistem sensin, hata da ..tüne girsin!” diye, işte sana aynen ondan.. bi de kurtarıldı diyor ya ona bittim ben, ula zaten bilgisayarı yeniden başlatmışsın olmadık bi anda, neyi kurtardın onu anlamadım? bu ciddi hatalar yüzünden hiç girişmediğim yok spyware taramasıydı yok virüs taramasıydı işlerine giriştim.. işe yaradı mı bilmiyorum, ilerleyen saatlerde belli olur artık…

mezuniyet balosu

mezun olamıyorum amma baloya katılamam diye bi şey olur mu? olmaz tabii, katıldım ve çok eğlendik.. müthişti.. organizasyonla ilgilenenlere sonsuz teşekkür, öpücük ve bilimum sevgi gösterisi..

sapanca gölevi kafe ‘de bu akşam deliler(deyim tam olarak yerinde) gibi eğlendik; erus ‘un süper kıvırdığını öğrendik, şarkılar söyledik, çifte telliler, kasaplar, harman dalları oynadık, oynadık da oynadık; yorulana, bitkin düşene kadar tepindik, dinlenmek için göl kenarına çıktık; içeriden bi hışımla çıkanların oynadıklarını görünce duramadık yine katıldık halaya.. yılmaz ‘la yıldızları saydık, daha doğrusu o saydı, ben sayıyormuş gibi yapıp, serinlikte hamağın keyfini çıkardım.. 

kısacası epeydir eğlenmediğim kadar harala gürele eğlendim.. bol bol vişne suyu içtim (anladınız siz onu).. 

mekan güzeldi, gün batımında bol bol fotoğraf çektik.. akın, her ağacın önünde manken gibi dikilip, elinde makinası olanların çekmesini bekledi hep, amacına da ulaştı.. kadir ‘in her zaman bugünkü haliyle, aynı şık şekilde gezinmesi gerektiğine kanaat getirdik.. çünkü onun kalıbı bu! 🙂 çağlar ‘ın kıyafetine de bayıldık, elindeki rakı kadehiyle onu bi şeye benzettik ama söylemeyim o kadarını da.. 🙂

keşke şu da gelmiş olsaydı, bu da gelmiş olsaydı demek istiyorum ama demeyecem, katılmayanlarla da bi tekne sefası yapmıştık çünkü 🙂 ama ikisinin yeri ayrı, yine de keşke herkes katılsaymış demeden geçmeyim.. neyse, umarım seneye de bu eğlenceyi biz düzenleriz.. 

kouelohab.com teknik bi nedenden ötürü geçici bi süre kapalı kalacak..!

.

.

<

p align=”center”>——————– DİKKAT..! DUYURU..! ———————

.

kocaeli üniversitesi, elektronik ve haberleşme mühendisliği bölümü mezunlarının, hocalarının ve öğrencilerinin buluşma noktası olan kouelohab.com, sunucusuyla yaşanan bi sorundan ötürü kısa bi süre kapalı kalacak.. detaylar için emrah ‘ın şu yazısına bakınız..

emrah, bi kaç hafta demiş korkutmuş biraz ama umarım daha kısa bi sürede toparlarız siteyi..

.

.

ekleme: kouelohab.com tekrar açıldı.. gözümüz aydın olsun 🙂

acısu parkı ‘na işemişler..! yok artık..!

demin okuduğum bi habere güler misin ağlar mısın oldum 🙁 🙂

” İzmit Acısu Parkı ile ilgili tartışma bilindiği gibi uzun süredir devam ediyor. Saraybahçe Belediye Başkanı Yenice, bu parkın içinde umumi tuvalet yaptırmak istiyor. Park çevresinde oturan bir grup vatandaş özellikle de Diş Hekimi Sedat Tuna Yalıncan, bu projeye tepki gösteriyorlar. Yalıncan konuyu yargıya götürdü. Pazar günü de öğlen saatlerinde park içinde bir basın toplantısı düzenledi. İdare Mahkemesi’nin kendilerini haklı bulduğunu, Belediye’nin park içinde umumi tuvalet yaptıramayacağını söyledi.
Yalıncan’ın bu açıklamasından kısa bir süre sonra Acısu Parkı içine bir grup genç gelmiş. Hepsi birden fermuarları açmışlar, “Biz burada tuvalet istiyoruz” diyerek parkın içinde açıkta çişlerini yapmışlar. Yalıncan, “Bu terbiyesizliği görünce aklım duracak gibi oldu. Üstelik bölgedeki belediye zabıtaları da göz yumdular” diyor. ”   ( alıntıdır, kaynak: özgür kocaeli gazetesi )

yok artık lebron james..!

biri niye umumi tuvalet yaptırmak ister, diğeri niye istemez hiç bi fikrim yok ama böyle tepki mi olurmuş yahu parkın orta yerinde..!

sezonun son tiyatro sporu ‘nda yine yarıldık yine yarıldık :)

oyun istasyonu ‘nun yüzküsürüncü ve bu sezonun sonuncu tiyatro sporu gösterisi bu akşamdı.. gittik, eğlendik, yarıldık, yarıldık, yarıldık gülmekten.. öyle böyle değil, hakikaten çok eğlendik.. şebnem, tolga, serdar, gökhan başta olmak üzere bu kadar mı yaratıcı olur bi ekip!? bazen öyle çeviriyorlar ki oyunu, harbiden gidip öpesim geliyor adamları 🙂

bugün, bu sezonun son oyunu olmasından mütevellit salon tıklım tıklımdı; böyle olunca daha fazla uçuk fikir çıkıyor ve haliyle daha eğlenceli oluyor gösteri.. biz hatta hazırlıklı gitmiştik, daha evvel embili ‘nin orada 3-5 gün boyunca, değerlendirilebilecek şeyler bulmaya çalışmıştık.. onlardan bazıları kullanıldı bu akşamki gösteride, onlardan da bahsetmiş emaret..

ekip ve gösterilerinden daha evvel uzun uzadıya bahsettiydim, bu muhabbet sarmadıysa o muhabbetle giriş yapabilirsiniz.. 🙂

 

milli abazanımız hasan..! :)

“ben kendim işin geyiğini çözerim” diyenler doğrudan şuraya baksınlar.. diğerleri okumaya devam etsin..

ben daha 1-2 hafta önce haberdar oldum bu geyikten.. ama muhabbet epeyce eskiymiş.. şimdi efendim “tokyo times” adlı bi sitede bi yazı yayınlanıyor japon kadınlarının cinsel sorunlarının çözümünde başvurulan bi terapi hakkında.. bu yöntem kısaca şöyle bi şey: 40 ‘lı yaşlarında evli japon kadınlarının evliliklerinde yaşadıkları cinsel soğukluk sorununu aşmaları için bi doktorun uyguladığı; bu hanımlar için uygun bi erkek bulup, onlar için bi buluşma ayarlayıp, yemekti muhabbetti derken devamını getirmelerini sağladığı bi yöntem..

buraya kadar bizimle alakalı bi durum yok; olay henüz millileşmedi 🙂 işte bu terapiyi anlatan yazının altına bi kaç yorum yazılıyor, genellikle, “ben nasıl bu ‘seks gönüllüleri topluluğu ‘na girebilirim” diye filan bi geyik başlıyor, işte o noktada olaya bi türk de dalıyor, adı hasan..! 9 numaralı yorumunda hasan abartıyor ve şunları yazıyor:

” japon kadınlarına yardım edebilirim. bedava. tel. no: … türkiye. lütfen bana, bi ‘seks gönüllüleri topluluğu’ üyesi olmak için nasıl başvuracağım konusunda yardımcı olun. “

:))

hasan ‘ın yazdığı bu yorumdan sonra, olayı başka türkler fark ediyor ve hasan ‘ı aleme rezil rüsva ediyorlar.. hasan ‘ın yorumundan sonra 500 kadar daha yorum yapılıyor ve her türlü hasan geyiği dönüyor.. oku oku bitmez.. tokyo ile ilgili bi siteyi türkler niye bu kadar sevdi diye düşünüp durmuştur site sahipleri eminim.. 🙂 hasan, yorumu 2005 ‘te yapmış, sene 2007 ve hala ardı sıra yorumlar geliyor.. böyle ilgi görülmüş şey değil yahu 🙂

.

.

ekleme: hasan hayranlarının bi de fun club ı varmış :))   ( işte burası

3 günde 4 ödev, yer mi yemez mi?

bence yemez 🙂 bu ödevlerin sadece biri bitmek üzere, diğerleri hakkında da sadece kısaca bi kafa yorulmuş durumda.. bu durumda da pek yemeyecek gibi görünse de ben azimle sıçıp taşı delmeye çalışacam, sonra da “vay bee bunu da yetiştirdik, koçum ben koç!” diyecem 🙂 böylesi daha zevkli oluyor: öğrencilik daha bitmedi malum, ödevleri son günlere bırakmak gerek elbet.. 🙂

– güç kaynağı —> bi şekilde o kutuya yerleşmesi gerekecek; entegre elektronik, bizim tasarladığımız güç kaynaklarına göre kutu satmıyor 🙂 , mecburen sığdıracam..

– fotoğrafçılık sunumu —> bu kolay, en zevklisi ama zaman alacak yine de..

– çeviri ödevi —> türkçesi ‘amelelik’ , başka bi şey değil.. çevir makaleyi, teslim et; arasınav notun yükselsin, ee daha ne olsun değil mi? sonuna bi de yorum yazılacakmış.. benim yorumum hazır: bu makaleyi çok beğendim, gerçekten güzel yazılmış, adamlar yapmış kardeşim, maaşallah maaşallah.. 🙂 (bu maaşallah kısmını bu aralar çıkan bi reklamdan çaldım; yarılıyorum o reklama)

– telsiz haberleşmesi —> işe yarar gibi duruyor..

.

.

.

ekleme:

güç kaynağı —> yedi.

fotoğrafçılık sunumu —> yedi.

çeviri ödevi —> yemedi.

telsiz haberleşmesi —> yedi.

bildiğini paylaş seminerleri —> ‘web ve html’

web nedir, ne değildir? tcp/ip kimlere denir, bir küfür müdür? html yazmak her babayiğidin harcı mıdır yoksa babayiğitlikten geçilip, ne güzel daha kolay ve daha az zahmetli programlarla mı web tasarlamak gerekir? javascript, php, asp… lütfen türkçe konuşalım bunlar da ne? ajax çok ünlü bi futbol takımı değil miydi, web ‘de işi ne? gibi sorularımıza cevap bulduğumuz bi seminer verdi embili bugün..

kouelohab.com , bildiğini paylaş seminerleri kapsamındaki ilk seminer olan ‘web ve html‘ seminerini sağolsun emrah gerçekleştirdi.. helal ona.. bu seminerlerin devamı da anca seneye gelir artık..

özdisan a.ş. , panasonic plc ‘ler ve otomasyon semineri

santek ’07 fuarı kapsamında özdisan a.ş. firmasının ‘panasonic plc ‘ler ve otomasyon’ seminerine katıldık bugün.. yararlı oldu diyebilirim.. hem panasonic ‘in plc ‘lerini (nais) tanıdık hem de genel anlamda bi otomasyon tekrarı yapmış olduk..

.

.

seminerde değinilen başlıca konular şunlardı:

– otomasyon uygulamalarında proje analizinin yapılması
– yapılan analize göre ürün belirlenmesi
– panasonic plc uygulamaları
– sunx sensor uygulamaları
– panasonıc servo uygulamaları
– fabrika otomasyon ürünleri

.

.

ben neler öğrendim?

– çevrimiçi düzenleme (online edit) özelliğinin ne olduğunu, önemini.. peki neymiş? çok basit: denetimi plc ya da plc ‘lerle sağlanan bi tesisin/sistemin çalışmasını sistemi/tesisi durdurmadan, çalışmaya ara vermeden düzenleyebilmek ve değişiklikleri geçerli hale getirebilmek.. ben bu iş için daha çok yedekleme yönteminin kullanıldığını sanıyor(d)um.. galiba yedekleme işi eğer olanak varsa biraz daha sağlam ve oturmuş bi yöntem ama çevrimiçi düzenleme özelliği daha ekonomik ve sanırım panasonic ‘in tüm plc ‘lerinde bu özellik vardı..

– duyargalar (sensör) hakkında net olmayan bazı fikirlerim yerine oturdu.. renk sensörlerinin bi çok yerde bilinçsizce kullanılabildiği anlatıldı mesela kontrast sensörüyle daha ucuza halledilebilecek bi iş için haybeye renk sensörleri kulanmanın hem lüks kaçacağını hem de mantıksız olduğunu öğrendim.. ayrıca alan sensörlerinin güvenlik amaçlı kullanılamayacağına şiddetle vurgu yapıldı.. zira o iş için daha özel algılayıcıların kullanılması gerekiyor.. bi de ışık bariyerlerinin uygulamalarını gördüm.. sensör tiplerini tanıdıkça bu iş oyun gibi geliyor, zevkli bi iş yani 🙂

.

.

ayrıca sunum, klasik sıkıcı sunumlardan daha farklı geçti özgür bey sayesinde; katılımcılarla sürekli diyalog halinde ilerlediği ve sektörden örneklerle süslediği için gayet keyifliydi.. orhan hocamız da arada bizi sınava tabi tutuyordu sorular sorarak 🙂