Ağu 312015
 

ütopya/distopya dünyasından elime aldığım son roman, meşhur bir sosyalizm eleştirisi olan ‘hayvan çiftliği‘ idi, bir solukta sonuna vardım diyebilirim. hikayenin özeti; efendi‘nin sömürüsüne başkaldırarak çitlik yönetimini ele geçirip devrim yapan hayvanların, bir süre sonra domuz önderleri napoléon‘un sömürüsüne maruz kalmaları; üstelik eski efendi’ninkinden daha şiddetli bir sömürüye…

şu kısa bölümse nedense pek dikkatimi çekti; zaman/mekan bağımsız, evrensel ve şuursuz bir  iktidar yalakalığı  ve  iktidar kibrinin  olduğunu, hep de olacağını özetliyor gibi: Continue reading »

Ağu 232010
 

yanlışlar, doğruları götürür mü götürmez mi?

duruma göre değişir. yanlış, küçük bir yanlışsa üçü-beşi bir araya geldiğinde anca bir doğruyu götürür ki ‘küçük yanlıştan büyük zarar gelmez’ diyerek göz yumulabilir belki. yok eğer büyükse, tek başına bile bütün doğruları götürebilir. Continue reading »

 Posted by at 23:38
Ağu 132008
 

lafmacun ‘da rastladım da bu yazıya.. hoşuma gitti, bi bahsedeyim ben de dedim.. hem de günlük paslanmasın bu sayede, arada çalışsın alıntılarla falan olsa da..

ben bi miktar alıntı yaptım yazıdan sadece, gerisini okumak isteyen kaynağından okusun tamamını..

 

ayıklamak

” … üstelik öldürüp de yemiyorlar birbirlerini.
karınlarını doyurmak için ceylanları yiyen aslanların mazeretine benzer bir mazeretleri yok.
öyle öldürüyorlar.
birbirlerinin topraklarını almak istiyorlar.
alıyorlar.
sonra ne oluyor?
başkası da gelip onlardan alıyor.
bayraklar çekiliyor, trampetler çalınıyor, marşlar söyleniyor ve sonra ölünüyor.
insanlar ölüyor, sınırlar sürekli değişiyor.
bu, binlerce yıl devam ediyor.
akıllıca mı sizce?
bence değil. …”

“… kendilerinden ve tarihlerinden “yüce, ulu, şanlı” gibi sözlerle bahsediyorlar.
istisnasız her “küme” kendisinin en değerli, en şanlı olduğuna inanırken, nasıl olup da bütün kümelerin “en” muhteşem olabileceğine dair bir kuşku beslemiyorlar.
zaten böyle konularda kuşkulanmayı da yasak ediyorlar. …”

“… yüz kişinin sığacağı arazide bir kişi oturuyor.
yüz kişi de dar bir yere sığışmaya çalışıyor. …”

“… neredeyse hepsi aynı “tanrıya” inanıyor.
tanrılarına ibadetleri birbirinden farklı.
“senin ibadetin kötü” deyip birbirlerini gene öldürüyorlar.
üstelik de hepsinin tanrısı aynı emri verdiği, “sakın öldürmeyin” dediği halde.
tanrıyı çok sevdikleri için tanrının emrini dinlemiyorlar. …”

ahmet altan

 

 Posted by at 12:58
Nis 042008
 

haluk ‘un amentüsü

bir yaratıcı güç var, ulu ve akpak,
kutsal ve yüce, ona vicdanla inandım.

yeryüzü vatanım, insan soyu milletimdir benim*,
ancak böyle düşünenin insan olacağına inandım.

şeytan da biziz cin de, ne şeytan ne melek var;
dünya dönecek cennete insanla, inandım.

yaradılışta evrim hep var, hep olmuş, hep olacak,
ben buna tevrat’la, incil’le, kuran’la inandım.

tekmil insanlar kardeşi birbirinin… bir hayâl bu!
olsun, ben o hayâle de bin canla inandım.

insan eti yenmez; oh, dedim içimden, ne iyi,
bir an için dedelerimi unuttum da, inandım.

kan şiddeti besler, şiddet kanı; bu düşmanlık
kan ateşidir, sönmeyecek kanla, inandım.

elbet şu mezar hayatı zifiri karanlığın ardından
aydınlık bir kıyamet günü gelecek, buna imanla inandım.

aklın, o büyük sihirbazın hüneri önünde
yok olacak, gerçek dışı ne varsa, inandım.

karanlıklar sönecek, yanacak hakkın ışığı,
patlayan bir volkan gibi bir anda, inandım.

kollar ve boyunlar çözülüp, bağlanacak bir bir
yumruklar şangırdayan zincirlerle, inandım.

bir gün yapacak fen şu kara toprağı altın,
bilim gücüyle olacak ne olacaksa… inandım.

tevfik fikret

* milletim nev-i beşerdir, vatanım ruy-i zemin.
 Posted by at 19:07