Ara 282012
 

bir tenha sokağında karşılaştığım arkadaşımın dediğine bakılırsa, bu şehir berlin imiş. arkadaşımın da kim olduğu çok açık değil zaten, sesi çok tanıdık ama tipi değil. ama şehir tanıdık.

şehir çok tanıdık. biz şehrin ‘old city’ tabir edilen eski/turistik bölgesinde karşılaşıyoruz, daha ne oldu ne bitti demeden ağaçlara dalıp eriğe benzer bir şeyler topluyoruz, oraya has bir meyveymiş, çok methettiği için bozmuyorum yoksa tadı bir şeye benzemiyor. kendisi orada yaşadığı halde, muhit bana daha tanıdık geliyor. beni gezdirmeyi birdenbire kendine vazife sayıp, şurası şu, burası bu diye anlatmaya başlıyor ama götüreceği yerleri önceden biliyorum. Continue reading »

Ara 162012
 

beyoğlu gezmeleri’nden kalan türlü türlü şakalar komiklikler..

Ara 162012
 

sonunda kendimi birkaç kelimeyle tanıtmanın yolunu buldum; iş görüşmelerinde, tanışmalarda, sosyal medyada vb. ortamlarda gelebilecek her türlü ‘kendini anlat’ mealindeki istekte, kendimi şu şekilde özetleyebilirim artık: ‘fark etmez’. işte tam beni anlatan bir çift sözcük: ‘fark etmez’. bu benim yaşam felsefemmiş meğer, anca anladım. yaş oldu bilmem kaç, hala sağlam ve tam bir fark etmez insanıyım. tutarlılığıma kurban.