Tem 252016
 

bir avrupa şehrini geziyorsanız, ne yaparsınız? tarihi yapıların ve bahçelerin/parkların fotoğraflarını -durmaksızın- çekersiniz. bu.

ingiltere

reading‘te kaldık. viktoryan evlerle dolu bir şehir. hepsi birbirinin aynı gibi hatta bazıları tıpatıp aynı, toki büyük bir şehir kurmuş sanki. hem güzel hem tekdüze. bir haftada karar veremedim sıkıcı olup olmadığına. Continue reading »

Haz 212016
 

benim sevdiğim kavun, dış dokusu tırtıklı(çizgili,dilimli,kaygan,parlak değil sadece tırtıklı) olan ve dış rengi sarı tonlarında olan kavun çeşididir. dolayısıyla tarif edeceğim seçme yöntemi bu tür kavunda geçerlidir. ayrıca yine benim sevdiğim kavun; en tatlı, taptatlı, bal gibi olan ve iç rengi sarı(yeşil değil turuncu değil), sapsarı olandır.
yıllarca türlü türlü kavun yedikten sonra, sonunda güzel kavunu seçebilmeye iyice yaklaşmış bulunmaktayım…

başlayalım; Continue reading »

Haz 162016
 

evet hacılı değil hacıllı. hacılı’yı yeterince ilginç bulmadıkları için hacıllı demişler köyün adına.
tepemanayır sözcüğünün ne anlama geldiği hakkında ise en ufak bir fikrim yok. burası avrupa’da bir yer olsa hemen araştırırdım ama gebze’nin bir köyü olunca hiç üzerinde durmadım.

gün sıcaktı.
parkurda açık alan çoktu.
genellikle dere kenarından yüründü.
polenden, tozdan, hapşırıktan geçilmiyordu. gün sonunda hapşırıktan, hafif dozda alerjiden yorgun düştüm.
genel olarak keyif aldım lakin daha serin havada gidilesi bir bölgeymiş. Continue reading »

May 222016
 

uzun bir aradan sonra, girmediğim sokak kalmış mı, görmek için; yine uzun uzun yürüdüm beyoğlu sokaklarını. evet daha varmış girmediğim sokaklar, girdiklerim de o günden bu güne değiştiği için yeni görmüşüm saydım.. taksim meydanı’ndan başlayıp hemen altındaki bol liseli sokaklara daldım; oradan çukurcuma sokaklarına; oradan da karaköy’e saldım kendimi. karaköy’e geçiş kısmı hızlı oldu çünkü acıkmıştım ve dürüm balıkçı mehmet usta‘dan başka bir şey düşünemiyordum.
havanın busbulutlu olması düpedüz talihsizlik oldu fotoğraf açısından zira lensim ve ben o kadar kabiliyetli değiliz; doğru düzgün ışığa ihtiyacımız var.. güpgüneşli olur, parçalı bulutlu olur, berrak hava olur; bunlar olur, bunlar güzel.

önceki beyoğlu temalı fotoğraf yürüyüşlerim şunlardı; 1, 2 ve beyoğlu duvarları (özel koleksiyon) Continue reading »

May 152016
 

sevdim.

birkaç gün önce gittiğimiz oyunla, nadir sarıbacak‘ı ilk kez sahnede izlemiş oldum. dostoyevski’nin meşhur hikayesi tek kişilik bir performans olarak sahneye uyarlanmış.
en aklımda kalan sahnelerden biri yemek sahnesi oldu.
bir de tabii ‘sen kimsin ki!’ lafı :)

kendisini galiba en son kış uykusu filminde izlemiştim ancak yozgat blues filmindeki oyunculuğuna bayağı hayran kaldığımı hatırlıyorum nadir sarıbacak’ın.

tiyatro: seyyar sahne