şapkalılar

işte onlar:

  • âdem (kişi adı olarak kullanılan ve insan anlamındaki)
  • âdet (alışkanlık, görenek, regl anlamlarındaki)
  • âdeta
  • âlem
  • âşık
  • dilâra (kişi adı)
  • dükkân
  • efkâr
  • gâvur
  • güzergâh
  • hâl (durum, takat, tavır anlamlarındaki)
  • hâlâ (henüz anlamındaki)
  • hâlen
  • halûk (kişi adı) —devamı—

this is a film / arizona dream / chevengur

… ama zahar pavloviç’in tanıdığı mutevolu bir balıkçı vardı ki, önüne gelene ölümü sorar, merakından dertlenirdi; bu balıkçı her şeyden çok balığı severdi, yiyecek olarak değil de, ölümün sırrını şüphesiz bilen özel bir varlık olarak. zahar pavloviç’e ölü balıkların gözlerini gösterir ve şöyle derdi: “bak – akıl deryası. balık yaşamla ölüm arasında durur, o yüzden hem dilsizdir, hem de bakışı ifadesiz; bir danayı al misal, o bile düşünür, ama balık düşünmez – o her şeyi zaten bilir.” …

ee bu ‘this is a film‘!

amerikan rüyası, emir kusturica, goran bregoviç, iggy pop!.. bu anahtar kelimeler, ‘okuyacaklarım‘ listeme bir şekilde girmiş olan çevengur adlı andrey platonov romanının daha ilk sayfalarında, yukarıdaki satırları okurken aklıma hep birlikte hücum ediverdi. —devamı—

ortaköy-üreğil doğa yürüyüşü

kıştı, taşınmaydı gibi türlü bahanelerden sebep, epeydir yürüyüşlerine katılamadığım gezintrek ekibiyle, uzun zamandır gitmeyi istediğim ancak bir türlü denk getiremediğim iznik bölgesinde yürüdük birkaç hafta önce, sonunda.

ilk olarak fark ettiğim, pazar sabahının saat 6’sı da olsa, yeni mahallemden e-5’e (medeniyete) giden belediye otobüsleri durağa dolu gelebilir, hatta öyle dolu gelir ki binilemeyebilir; bunu not ettim. zorunlu uyarı: hayır, sebep ‘milletin pazarın o saatinde gezmeye çıkacak kadar keyifçi olması‘ falan değil, bayağı işe gidiyor ‘millet‘. bu insan manzarasını gördükten sonra, iett‘nin o saatlere 12 dakikada bir otobüs seferi koymuş olmasını önceden nasıl sorgulamadığıma şaşırdım.

uzun bir iett sohbetinden sonra yürüyüşten notlar… —devamı—

ay ışığında şamata

sevmedim.

hem oyunu beğenmedim hem de bu kez netaş tiyatro topluluğu’nun oyuncuları pek hazırlanamamıştı. neredeyse prova izliyormuşuz gibi oldu, sonraki gösterimlerde biraz toparlamışlardır umarım.
gerçi bu emektar arkadaşların oyunları da olmasa, anlaşılıyor ki son yıllarda hiç tiyatroya gitmeyecekmişiz, şöyle bir yakın geçmişe bakınca… —devamı—

eskişehir aslında eski değil – 2

evet, eskişehir’in aslında eski olmadığından daha önce uzun uzun bahsetmişim; ‘mişim’ çünkü yazıyı tekrar okuyunca hatırladım bahsettiğimi, tıssıs.
eh tekrara düşmeye gerek yok; fotoğraflar söze devam etsin..

canon ae-1 program namlı analog makinemle, bu kez şehrin ‘tarihi odunpazarı evleri‘ adıyla anılan mahallesindeki turistik ve turistik olmayan sokaklarda gezdim daha çok. ve bu bölgede bile bir ‘fotoğraf çekmeee‘ uyarısı almış bir amatör fotoğrafçı olarak, asla sempatik bir sokak fotoğrafçısı olamayacağımı bir kez daha görmüş oldum… —devamı—

taşınma işleri: yeni adres, yine ümraniye!

her beyaz yaka bir gün ümraniye’yi tadacak‘ kuralına uymak için istanbul’da çalışmaya başlar başlamaz ümraniye‘de ev tutmuştum zaten ama oradan taşındıktan bir süre sonra ortamı çok özlemiş, madem oturma fırsatım yok, en azından -havasını solumak için- orada çalışayım diyerek ümraniye‘de işe başlamıştım… gel zaman git zaman, bunun da bana yetmediğini fark ettim ve sonunda bir çılgınlık yapıp yine ümraniye’ye taşındım! evet yeni adresim, yine ümraniye! hadi bakalım…