şişli şehir yürüyüşlerimden fotoğraflar

şehir yürüyüşlerim tüm hızıyla devam ederken, şişli sokaklarını da tanımaya/ezberlemeye başladım.
gün içine(hafta sonu) denk gelen yürümeler sırasında telefonla fotoğraf da çekiyorum ara ara.

sokakları turlarken, kafamı kaldırınca dikkatimi çeken bazı binalar:


kar yürüyüşü (kuzuyayla tabiat parkı – kartepe zirve)

ilk kez bir sonbaharda yürüdüğüm ‘kartepe zirve‘ parkurunun biraz daha kolayını bu kez kışın ortasında, yerde bol kar varken ve her yer sis altındayken yürüdük gezintrek grubuyla. gerçi daha önceki gidişimizde de zirve sis içindeydi ve manzarayı görmek sadece kısa süreli mümkün olmuştu ama bu kez zirvedeyken, bir bulutun içinde gibiydik; öyle yoğun ve dağılmayan bir sis vardı.
genel olarak güzel geçti ancak çepeçevre karın ve sisin içinde kaldığımız kısımlar oldu ki ayrı keyifliydi; tek başına olsam, bayağı ürkütücü gelebilirdi. devamını oku

yürümek, yürümek ve yürümek

hafta sonları çıktığım doğa yürüyüşleri kesmeyince, şehirde de düzenli yürümeye karar verdim.. demek isterdim ki oturduğum muhit veya istanbul’un genel koşulları düşünülünce; tabi ki öyle bir şey yok! zira zoraki sağlıklı yaşam dayatmasıyla gelen haftalık yeterli ‘hareket’ süresinin çoğunu şişli’de doldurmaya çalışınca ortaya çıkan, ‘keyifli bir yürüyüş’ değil; tenha yollar keşfederek, araba ve insan kalabalığından kaçma macerası oluyor ama sonuçta yeterince hareket etmiş oluyorsunuz, önemli olan da bu.. dibimizde bir orman, bir sahil, ne bileyim dev bir park yok ki yürümek eziyet olmasın! devamını oku

yabani meyveler ya da dağ/orman meyveleri

dağda-bayırda-ormanda gezerken karşılaştığım yabani meyvelerin, hazır fotoğraflarını çekerken ve yenebilenlerin de tadına bakarken; neden derli toplu bir not almıyorum ki diye sordum kendime bir doğa yürüyüşünde, ansızın.. aslında çok da ansızın sayılmaz zira o yürüyüşte sık rastladığımız bir meyvenin, yenip yenmeyeceği tartışması çıkmıştı grupta ki bu tartışma bende bu fikrin oluşmasına neden olmuştu.. çünkü ben, yabani meyvelerin hangisi yenir/yenmez; ne işe yarar; nasıl yenir gibi bilgileri zor aklımda tutardım, dolayısıyla tek başımayken risk almaz, hiçbirine dokunmazdım. tıssıısıs. kendi notumu almam en iyisi yani, özetle. devamını oku

bahçeköy belgrad ormanı doğa yürüyüşü – 5

yeni bir pazar yine bir orman yürüyüşü.
daha önce görmediğim kömürcü bendi’ni de rotama dahil ettim bu kez. parkuru oldukça uzattı ve bir miktar da asfalt yürüyüşü eklendi bu sebeple.
bununla beraber tek yürüyüşte gördüğüm en fazla gölet(bent) sayısı 4’e çıkmış oldu, yaşasın! (ne olacaksa – 1)
aslında içimden geçen bir plan var, belki bir gün uygularım; belgrad ormanı’ndaki tüm göletlere tek yürüyüşte uğramak. (ne olacaksa – 2) devamını oku

termal – sudüşen şelalesi doğa yürüyüşü

sonbahar bitmeden atabildim kendimi ormana, neyse ki.
şehirden ayrılırken bastıran sağanak yağıştan ve sallantılı feribot yolcuğundan sonra bulutlu-güneşli-yağışsız bir havada geçti yürüyüş.
parkurun son kısmının(4km!) asfalt(orman içi yol) olması biraz keyfimi kaçırdı ama genel olarak güzel bir sonbahar günü geçirdik doğada. lakin bu rotayı bir daha yürümem; kendime not olsun bu da burada 🙂 devamını oku

aydos ormanı doğa yürüyüşü

istanbul’da şehir içinde doğa yürüyüşü yapılabilecek sayılı noktalardan biri olan aydos ormanı‘na gezintrek ekibi ile beraber gittik. daha önce meteor yağmuru izlemek üzere tek başıma gitmeye niyetlenmiştim ama iyi ki gitmemişim, bol köpekli bir ormanmış; iç taraflarında değil ama mahallelere yakın yerler ve aydos kalesi çevresinde çok vardı.. devamını oku

bahçeköy belgrad ormanı doğa yürüyüşü – 4

geldi sonbahar ayları
gevşer gönül yayları
der ki ey insan
niye duruyorsun şehirde
çıksana belgrad ormanı’na

wikiloc‘ta not aldığım parkurlardan birine uydum bu kez ve daha önce görmediğim topuzlu bendi ile daha önce çokça gördüğüm valide sultan bendi ve ikinci sultan bendi‘ni kapsayan, yine ‘üç gölet turu’ diyebileceğim bir yürüyüş oldu. devamını oku

tepemanayır – hacıllı doğa yürüyüşü

evet hacılı değil hacıllı. hacılı’yı yeterince ilginç bulmadıkları için hacıllı demişler köyün adına.
tepemanayır sözcüğünün ne anlama geldiği hakkında ise en ufak bir fikrim yok. burası avrupa’da bir yer olsa hemen araştırırdım ama gebze’nin bir köyü olunca hiç üzerinde durmadım.

gün sıcaktı.
parkurda açık alan çoktu.
genellikle dere kenarından yüründü.
polenden, tozdan, hapşırıktan geçilmiyordu. gün sonunda hapşırıktan, hafif dozda alerjiden yorgun düştüm.
genel olarak keyif aldım lakin daha serin havada gidilesi bir bölgeymiş. devamını oku