ve sonunda dener memed..

abdi gider hamza gelir, ağalar/beyler bitmez diye bellemişti memed; haklıydı da, çiçekli mahmut ağa’yı öldürmüştü ama şimdi de şakir bey’in zulmüne tanıklık ediyordu ince memed…

gider mi gitmez mi diye merak ederken, kendiyle sayısız mücadelesinden birini kazanır ve gitmeye karar verir memed… küçük bir ihtimal de olsa belki içindeki kurt uslanır da rahat bırakır onu diyerek; o çok istediği deniz kenarında, portakal bahçesi içindeki evlerden birine yerleşir memed, seyran’ı ve hürü ana’sıyla beraber. her şey yolunda gider başlarda, her günleri cennetten çıkma gibidir. bütün kasaba alışır memed’e ve ailesine. seyran ve hürü ana bütün günlerini, onu daha mutlu etmeye harcarlar. —devamı—

ince memed giderse..

abdi gider hamza gelir diyerek düştüğü çıkmazdan hala kurtulamamış olsa da, battal ağa kafasını açmıştır memed’in..

abdi gidince hamza geliyorsa, ince gidince de uzun gelir memed! sen gitmek istesen de zaten gidemezsin ya, gittin diyelim, senin de yerini başka memedler alır.. ama senin içindeki bu kurt seni rahat bırakmaz, bu mecbur kurdu.. bazı insanların kaderi budur; içindeki bu mecbur kurdunu dinlemek, onun götürdüğü yere gitmek.. sen köşene çekilsen başkasına geçecek bu kurt memed, insanların zalimlere karşı durabilmesini, mücadele edebilmesini sağlayan bu kurttur…

bu fikir ince memed’in kafasına girecek gibi görünüyor(zira daha 1,5 kitap var hikayenin sonuna 🙂 ) ama yine de bırakmayı/gitmeyi deneyecek mi, merak ediyorum..

tanımak

Murtaza Ağa gözlerini Topal Alinin gözlerinin içine dikmiş, çok derinlerde, uzaklarda bir şey ararcasına gene bakıyordu. Aliyse onun ne aradığını biliyor, içinden gülüyordu.

“İçinden bana gülüyorsun Ali.”

“Vazgeç Ağam.”

“Neden vazgeçeyim.” —devamı—

abdi gider hamza gelir…

460 sayfa boyunca kıvranır memed: abdi gider hamza gelir abdi gider hamza gelir, bir ağa ölür yerinde bin ağa biter, zulmedenler öldürmekle bitmez, yerlerini daha zalimleri alır.. bunu düşündükçe güçsüzleşir, bu soruyu bir türlü cevaplayamaz, cevaplayabilene rastlayamaz..

memed’in umudu tükendikçe ‘ölümsüz eşkiya ince memed‘ efsanesi daha da büyür, memed iyice çaresizleşir..

—devamı—

ince memed ‘ten

Akşam oldu. Hatçe dışarda, maltızına bulgur çorbası vurdu pişirdi. Soğan, acı yağ kokan çorbayı içeri aldı.

Çorba hafif hafif buğulanıyordu. Çorba soğuduktan sonra, korka korka Iraza yanaştı: Teyze, dedi, açsın herhalde. Azıcık çorba koydum. İç.

Irazın gözleri bomboştu. Kör gibi bakıyordu. Duymuyor gibiydi de. —devamı—

hal ahval

kuyucaklı yusuf‘tan sonra anadolu hikayeleri çekti canım ve epeydir gözümün kesmediği bir romana başladım, ince memed‘i okumaya karar verdim. benim elimde bir kitap aylarca gezindiği için öyle film seçer gibi ha deyince başlayamıyorum yeni bir kitaba, gerçi filmleri de bir ‘ha’ süresinde seçemiyorum ama neyse..

bir de netten kitap almayı beceremediğimi farkettim, her seferinde bir tane de çocuk kitabı sipariş veriyorum, kocaman uyarı koymaları gerek ‘bu kitap çocuklar içindir’ diye.. yoksa ben zerre kadar mal değilimdir affedersiniz; hep arada yediriyorlar 🙂 —devamı—

abooovv! n’ettin varka!?

uyku‘ demişken aklıma geldi dün ‘uyku‘ üzerine bir öykü okuduğum. söz konusu uyku, bir anton çehov öyküsü olan uyku. ‘sayfiyede‘ adlı kitapta en sevdiğim öykülerden biridir.

üşenmesem de yazıversem, koyuversem nete dediydim okurken de baktım hazır yazılmışı var, hemen alıp atıverdim aşağıdaki kutuya. çok uykunuz varken açıp okumayın ha, yanlış yollara sapabilirsiniz sonra. —devamı—

okuyom ben yaa!

bu anastasia var ya sinir etmeye başladı beni iyice..

hepten uykusuz kalıyorum günlerdir bu muhabbetin sonu ne olacak diye meraklanmaktan.. carmen’e bu kadar kıl olmamıştım valla.. gerçi bayram kadar olamaz ama yine de gıcık bi insan kendisi..

bu kadar kararsız kalmamalı, bi eyle bi beyle olmamalı insan. tamam çok kötü günler geçirmiş olabilirsin amma böyle mi devam edeceksin yaşamaya.. yaşama o zaman.. yok yok yaşa, neyse.. insanın içine acaba ben hakkaten prens/prenses miyim ki şüphesi düşmeyegörsün.. gerçi her şeyi başlatan michael idi zaten, bi yerde müstehak denebilir ama yine de anastasia akıllı olsun akıllı!