belgrad ormanı koşu parkuru

neşet suyu tabiat parkı‘nda yer alan belgrad ormanı fıratpen koşu parkuru‘nda, büyük gölet çevresindeki 6-7km’lik bir sonbahar yürüyüşünde, yeğen (çağan bebe) fotoları çekmekten arda kalan sürede çektiğim fotoğraflar.

yansımalar, renkli/kuru yapraklar, yapraklarını dökmüş / hızla döken cansız görünen ağaçlar; yani bildiğimiz sonbahar manzaraları:


Continue reading »

‘hakem heyeti’ adıyla dolandırıcılık girişimi

bugün başıma gelen küçük bir dolandırma girişimi, meğerse dolandırıcıların epeydir ekmek yediği bir kapıymış…

212 709 7559‘ numaralı sabit telefondan gelen çağrıyı, ‘bakalım, hangi kuvvet macununun veya bankanın/kredinin reklamını yapacaklar?’ diye düşünerek yanıtladım.

tahminim doğru çıktı: karşıdaki kadın, adımı bana teyit ettirdikten sonra, başladı içinde banka/kredi/masraf gibi kelimeler geçen cümleler kurmaya.
ben -doğru düzgün dinlemeden- tam ‘hayır, teşekkür ederim, ihtiyacım yok ve şu an müsait değilim’ gibi ezberden hızlı bir cümleye girecekken, ‘evraklarınızı göndermek için adresinizi alabilir miyim?’ diye sorunca karşıdaki ses, dedim ne oluyor evrak falan, sorulara boğup tüm konuşmasını tekrar ettirdim, özetle diyormuş ki: Continue reading »

aytepe – kayaüstü – tepecik doğa yürüyüşü

ilkbaharda ve yazda yürüdüğüm aytepe bölgesinde, sonbahar da eksik kalmasın diyerek, gezintrek grubuyla birlikte tekrar yürüdüm.
yoğun sisli, hafif yağmurlu ve serin bir havada yürüdüğümüz parkur çoğunlukla, ‘traktör yolu’ tabir ettiğimiz düzgün toprak yollardan oluştuğu için kolaydı. havanın durumundan ve fotoğraf çekip grubu yavaşlatmamamdan olsa gerek, kısa sürede bitirdik yürüyüşü. Continue reading »

mini balkan turu veya bir doğu avrupa gezisi

istanbul-sofya ekspresi (bosfor/balkan ekspresi) ile evropa’ya açılarak kısa bir balkan turuna çıkma fikri, doğu ekspresi ile yaptığımız yolculukta, bu rotanın tanıtımını ilk kez gördüğümden beri aklımdaydı. derken derken uzun bir tatil (geçmiş bayramınız…) denk geldi ve bir anda (2 haftalık karar süreci sonunda) gitmeye karar verdim, hemen ardından hızlı bir plan… Continue reading »

feriköy antika pazarı veya bomonti bit pazarı

havalı adıyla ‘feriköy antika pazarı‘ olarak bilinse de ‘bomonti bit pazarı‘ diye anıldığına da rastlanır bu pazarın.
pazar günleri kurulur.
değerli antika eşyalardan çöp ayarında ıvır zıvıra (kime göre?) kadar farklı kategorilerde birçok ürünün satıldığı tezgahlar açılır.
satıcıları/alıcıları şık/tarz abilerden/ablalardan oluşan bir bit pazarıdır burası.
sadece fotoğraf çekme niyetiyle gelmiş olanları anında anlayıp laf sokma yetenekleri gelişmiştir kimi satıcılarının. Continue reading »

mollafenari-ballıkayalar doğa ve kanyon yürüyüşü

yaz sıcağının kendini göstermeye başladığı, çok çeşitli çiçeklerin arasında, bol sinekli ve yer yer ‘gebze sanayi’ manzaralı bir yürüyüş oldu yaklaşık 10 gün önceki yürüyüşümüz.

parkurun son kısmı olan ballıkayalar tabiat parkı‘na 3. gidişim oldu böylece. bu kez de bir tarafıma zarar vermeden dönmeyi başardım. ıslak kayalar üzerinde ceylan gibi sekmek kolay değil zira.
(kendime not: 4. kez risk almaya gerek yok, gördüm göreceğimi.) Continue reading »

canon ae-1 program / filme dönüş

ve sonunda dayanamadım: alayım / almayayım / ne zaman alayım / kim uğraşacak şimdi film aramayla / yıkatmayla / taratmayla falan diye diye ara ara düşünüp düşünüp ertelediğim analog fotoğraf makinesine dönüş fikrimi, nüks eden bir heves döneminde hayata geçirdim. (dönüş derken; dijitalden vazgeçmedim, ikisine bir arada devam.)
elimdeki zenit 122‘yi tamir ettirmek yerine, yine epeydir heves ettiğim canon ae-1 program‘ı aldım. yine ertelemeden halledeyim diyerek biraz da acele edip pahalıya aldım bir de; birkaç yıl önceki fiyatların neredeyse 2 katına çıkmış fiyatlar! neyse, bu ayrı bir konu. Continue reading »

iç anadolu turu (tısssııss)

evet, iç anadolu turu.
yaptık, pişman değilim, bir daha yapmam.

adına, ‘iç anadolu bilinmeyen/tanınmayan şehirler turu’ ya da ‘iç anadolu keşif turu’ veya bizim aramızda kullandığımız başka bir şey de denebilir, tıssıısı. zira amacımız; zaten çok bilinen ankara, kayseri, sivas gibi iç anadolu şehirlerini görmek değil, pek bilinmeyen hatta varlığından şüphe edilen ‘o’ şehirleri görmekti. Continue reading »

kundakçı

sevdim sayılır.

oyun atölyesi‘nden izlediğim ilk oyun. milattan öncesinin yunan topraklarında geçiyor hikâye. genel izleyiciye (yazar burada dil çıkarır) hitap eden eğlenceli bir oyun. oyunculuklar iyi ki öyle olmasa oyuncular herhalde bu tiyatroda yer bulamazlardı.
güncel olaylara göndemeler beğendiğim yönlerinden, bel altı espri dozajı ise beğenmediğim yönlerinden oldu.

tiyatro: oyun atölyesi