ortaköy-üreğil doğa yürüyüşü

kıştı, taşınmaydı gibi türlü bahanelerden sebep, epeydir yürüyüşlerine katılamadığım gezintrek ekibiyle, uzun zamandır gitmeyi istediğim ancak bir türlü denk getiremediğim iznik bölgesinde yürüdük birkaç hafta önce, sonunda.

ilk olarak fark ettiğim, pazar sabahının saat 6’sı da olsa, yeni mahallemden e-5’e (medeniyete) giden belediye otobüsleri durağa dolu gelebilir, hatta öyle dolu gelir ki binilemeyebilir; bunu not ettim. zorunlu uyarı: hayır, sebep ‘milletin pazarın o saatinde gezmeye çıkacak kadar keyifçi olması‘ falan değil, bayağı işe gidiyor ‘millet‘. bu insan manzarasını gördükten sonra, iett‘nin o saatlere 12 dakikada bir otobüs seferi koymuş olmasını önceden nasıl sorgulamadığıma şaşırdım.

uzun bir iett sohbetinden sonra yürüyüşten notlar… —devamı—

ay ışığında şamata

sevmedim.

hem oyunu beğenmedim hem de bu kez netaş tiyatro topluluğu’nun oyuncuları pek hazırlanamamıştı. neredeyse prova izliyormuşuz gibi oldu, sonraki gösterimlerde biraz toparlamışlardır umarım.
gerçi bu emektar arkadaşların oyunları da olmasa, anlaşılıyor ki son yıllarda hiç tiyatroya gitmeyecekmişiz, şöyle bir yakın geçmişe bakınca… —devamı—

eskişehir aslında eski değil – 2

evet, eskişehir’in aslında eski olmadığından daha önce uzun uzun bahsetmişim; ‘mişim’ çünkü yazıyı tekrar okuyunca hatırladım bahsettiğimi, tıssıs.
eh tekrara düşmeye gerek yok; fotoğraflar söze devam etsin..

canon ae-1 program namlı analog makinemle, bu kez şehrin ‘tarihi odunpazarı evleri‘ adıyla anılan mahallesindeki turistik ve turistik olmayan sokaklarda gezdim daha çok. ve bu bölgede bile bir ‘fotoğraf çekmeee‘ uyarısı almış bir amatör fotoğrafçı olarak, asla sempatik bir sokak fotoğrafçısı olamayacağımı bir kez daha görmüş oldum… —devamı—

taşınma işleri: yeni adres, yine ümraniye!

her beyaz yaka bir gün ümraniye’yi tadacak‘ kuralına uymak için istanbul’da çalışmaya başlar başlamaz ümraniye‘de ev tutmuştum zaten ama oradan taşındıktan bir süre sonra ortamı çok özlemiş, madem oturma fırsatım yok, en azından -havasını solumak için- orada çalışayım diyerek ümraniye‘de işe başlamıştım… gel zaman git zaman, bunun da bana yetmediğini fark ettim ve sonunda bir çılgınlık yapıp yine ümraniye’ye taşındım! evet yeni adresim, yine ümraniye! hadi bakalım…

kilis

  • balıkçı tezgahlarındaki çeşitliliğe,
  • şehirde çok sayıda tarihi cami oluşuna,
  • 2 dükkândan birinin tatlıcı, diğerlerinin de tatlıcılara malzeme sağlayan dükkânlar olmasına,
  • cennet çamuru‘ tatlısını daha önce duymadığıma,
  • motosikletlerine, neredeyse tamamı kırmızı olan motosikletlerinin aşırı çokluğuna şaşırdığım şehir, kilis.
    —devamı—

belgrad ormanı koşu parkuru

neşet suyu tabiat parkı‘nda yer alan belgrad ormanı fıratpen koşu parkuru‘nda, büyük gölet çevresindeki 6-7km’lik bir sonbahar yürüyüşünde, yeğen (çağan bebe) fotoları çekmekten arda kalan sürede çektiğim fotoğraflar.

yansımalar, renkli/kuru yapraklar, yapraklarını dökmüş / hızla döken cansız görünen ağaçlar; yani bildiğimiz sonbahar manzaraları: —devamı—

‘hakem heyeti’ adıyla dolandırıcılık girişimi

bugün başıma gelen küçük bir dolandırma girişimi, meğerse dolandırıcıların epeydir ekmek yediği bir kapıymış…

212 709 7559‘ numaralı sabit telefondan gelen çağrıyı, ‘bakalım, hangi kuvvet macununun veya bankanın/kredinin reklamını yapacaklar?’ diye düşünerek yanıtladım.

tahminim doğru çıktı: karşıdaki kadın, adımı bana teyit ettirdikten sonra, başladı içinde banka/kredi/masraf gibi kelimeler geçen cümleler kurmaya.
ben -doğru düzgün dinlemeden- tam ‘hayır, teşekkür ederim, ihtiyacım yok ve şu an müsait değilim’ gibi ezberden hızlı bir cümleye girecekken, ‘evraklarınızı göndermek için adresinizi alabilir miyim?’ diye sorunca karşıdaki ses, dedim ne oluyor evrak falan, sorulara boğup tüm konuşmasını tekrar ettirdim, özetle diyormuş ki: —devamı—

aytepe – kayaüstü – tepecik doğa yürüyüşü

ilkbaharda ve yazda yürüdüğüm aytepe bölgesinde, sonbahar da eksik kalmasın diyerek, gezintrek grubuyla birlikte tekrar yürüdüm.
yoğun sisli, hafif yağmurlu ve serin bir havada yürüdüğümüz parkur çoğunlukla, ‘traktör yolu’ tabir ettiğimiz düzgün toprak yollardan oluştuğu için kolaydı. havanın durumundan ve fotoğraf çekip grubu yavaşlatmamamdan olsa gerek, kısa sürede bitirdik yürüyüşü. —devamı—