işe yarar bir şey

pek beğendiğim bir film oldu ‘işe yarar bir şey‘.

filmden bahsedilen her yerde, iki satırlık yazılarda bile mutlaka şiir, şiirsel, şiir gibi, vb. ifadeler geçiyor çünkü şiir zaten başrolü paylaşacak kadar yer alıyor filmde. zeminini hazırladığıma göre artık filmin âdeta şiir gibi olduğunu söyleyebilirim çekinmeden.. tıssıs. bunun yanında, filmin yarısının bir eski tip tren yolculuğundan oluştuğunu ve görüntü yönetiminin de filmin şiirselliğini katladığını söylesem, herhâlde akıllarda, her yerinden cıvık cıvık romantizm akan bir film canlanır amma lakin ki bu film öyle bir film değildir. öyle olmaması da yönetmeni pelin esmer‘in becerisi olsa gerek.

devamını oku

arka penceremden sokak hâlleri

ne diyorduk, evden ayrılamadığımız şu günlerde (*), hâliyle şehrin daha önce hiç görülmemiş fotoğraflarını çekmeye de çıkamıyoruz.. biliyorum ki herkesler eminönü, sirkeci, karaköy, fatih, özellikle de üsküdar ve kadıköy’den yepisyeni fotoğraflarla dönmemi dört gözle bekliyor. tısıss.. ama üzülmeyin; onların yerine, arka penceremden, görünümü her gün değişen bir sokağın fotoğraflarıyla geldim..

devamını oku

kadıköy karışığı – 1

malum sebepten (*) evlere hapsolduğumuz şu günlerde ben de arşivimi kurcaladım ve çok farklı fotoğraflar keşfettim; inanmayacaksınız, yepyeni kadıköy fotoğrafları buldum.. tıs. evet, yine kadıköy. zaten arşivlik sayılacak kadar eski de değiller, havalı olsun diye öyle bir giriş yaptım..

bazılarını telefonla bazılarını dijital kamerayla çektiğim, farklı zamanlardan karışık kadıköy fotoğrafları:

elmacık – naipköy doğa yürüyüşü

resmi olarak henüz gelmemişken, doğanın kendi arasında baharı erkenden ilan edişini görmeye gittik hafta sonu.. yürüyüşümüz sıcak ve genellikle açık bir havada geçti.. çayırları yeşile ve mor çiçeklere kesmiş elmacık köyü ve naipköy arasında yürüdük. parkur zor olmamasına rağmen yorulduk, yani en azından ben yoruldum; erken gelen sıcaklara yordum kendimce…

devamını oku

yaban

dünyadan elini eteğini çekmiş bir kimse için anadolu’nun bu ücra köşesinden daha uygun neresi bulunabilir? ben, burada diri diri, bir mezara gömülmüş gibiyim. hiçbir intihar bu kadar şuurlu, bu kadar iradeli, bu kadar sürekli ve çetin olmamıştır.

yakup kadri karaosmanoğlu / ‘yaban’ adlı romanından alıntılanmıştır / iletişim yayınları

yaban romanı böyle başlıyor. dolayısıyla nasıl bir kitap okuyacağınızı daha baştan anlıyorsunuz. 🙂

devamını oku

westend / batının sonu

sevdim sayılır.

geçen ayı, tiyatro ayı ilan etmiştim kendim için fakat ocak ayında izlediğim tek oyun bu oldu, o da ayın sonlarındaydı. tıısısı.

tülin özen ve mert fırat gibi çok ünlü oyuncuların da başrolleri arasında yer aldığı oyunda tüm oyunculuklar iyiydi diyebilirim… charlotte’un eduard’a bir ara mert diye seslendiğini duyar gibi olsam da mete arkadaşım bunu doğrulamadığı için bu minik şüphem, şüphe olarak kalmaya devam edecek..

devamını oku

kar yürüyüşü (kuzuyayla tabiat parkı – kartepe zirve) – 3

yürü yürü doyamadığımız bir bölge kartepe/kuzuyayla bölgesi. son gidişimiz de geçen hafta sonu, bölgede şu ana kadarki 3. kar yürüyüşümüz için oldu; mete ve yılmaz arkadaşlarımla gezintrek grubu eşliğinde.. daha önceki kar yürüyüşlerimiz kadar güzel olmasa da sonuçta karda yürüdük mü yürüdük bu sene de, bakalım devamı gelecek mi..

çok keyifli geçmemesinin sebebi; kar miktarının kimi yerlerde nispeten az olması, hava çok soğuk olmadığından ya da belki yakın zamanda kar yağmadığından olsa gerek ağaçların buzla/karla kaplı olmaması, dolayısıyla kar manzaraları açısından günün zayıf geçmesi ve piknikçilerin geçen seferlere göre ormanın daha içlerine kadar araçlarıyla ilerleyebilmiş olmalarıydı.. eskiden tabiat parkının içindeki kafeye kadar araçla gidilebilirken, şimdi orman içindeki yolun bir kısmını daha araçlara açmışlar ve böylece yaklaşık 15 km’lik rotanın neredeyse yarısında araç ve araç diplerinde piknikçi görüyorsunuz, böylece bembeyaz kar, kahverengi bir çamura dönüşüyor bu insanlı kısımlarda. evet piknikçi. karda/kışta dağ başında ne işi varmış piknikçinin demeyin, onun da keyfi ayrı. tıısıs. yurdumuz piknikçilerinin çevreye saygısı konusunda, bu yazıyı okuyan hemen herkesin benzer fikirleri olduğundan, bunun ayrıntısına girmeme gerek yok…

devamını oku

eminönü/kadıköy sokaklarında – 2

şehrin sokaklarında yolum çoğu zaman olduğu gibi yine kadıköy‘e yine eminönü‘ye çıktı. ben de durur muyum, bastım da bastım deklanşöre.. peki sonuç ne oldu? öylesine, serseri mi serseri fotoğraflar, başka bir şey değil. 🙂

bu albümde gördüğünüz moda akşamları tadındaki fotoğraflar, “gözünün gördüğüyle kameranın çektiği hiç bir olur mu!” tadındaki fotoğraflarımdır. âleme ibret olsun diye paylaşıyorum.. dijital çeksem; yarım saat oyalanma ve başıma sokakta bir iş gelmesi pahasına biraz daha iyisini çıkarabilirdim belki ama filmli fotoğrafçılığın da güzel yanı bu sürprizli hâlleri değil mi zaten, ha?! özellikle ilk kareden umutluydum, tam bir fotoğraf karesiydi aslında ortam. tıssıs.

devamını oku