belgrad ormanı koşu parkuru

neşet suyu tabiat parkı‘nda yer alan belgrad ormanı fıratpen koşu parkuru‘nda, büyük gölet çevresindeki 6-7km’lik bir sonbahar yürüyüşünde, yeğen (çağan bebe) fotoları çekmekten arda kalan sürede çektiğim fotoğraflar.

yansımalar, renkli/kuru yapraklar, yapraklarını dökmüş / hızla döken cansız görünen ağaçlar; yani bildiğimiz sonbahar manzaraları:


Continue reading »

feriköy antika pazarı veya bomonti bit pazarı

havalı adıyla ‘feriköy antika pazarı‘ olarak bilinse de ‘bomonti bit pazarı‘ diye anıldığına da rastlanır bu pazarın.
pazar günleri kurulur.
değerli antika eşyalardan çöp ayarında ıvır zıvıra (kime göre?) kadar farklı kategorilerde birçok ürünün satıldığı tezgahlar açılır.
satıcıları/alıcıları şık/tarz abilerden/ablalardan oluşan bir bit pazarıdır burası.
sadece fotoğraf çekme niyetiyle gelmiş olanları anında anlayıp laf sokma yetenekleri gelişmiştir kimi satıcılarının. Continue reading »

canon ae1 program ve yaz yürüyüşleri

yeni makinem ‘canon ae1 program‘ hatrına, istanbul şehrini yine, bir daha ve tekrar gezmelere devam:


canon ae-1 program / filme dönüş

ve sonunda dayanamadım: alayım / almayayım / ne zaman alayım / kim uğraşacak şimdi film aramayla / yıkatmayla / taratmayla falan diye diye ara ara düşünüp düşünüp ertelediğim analog fotoğraf makinesine dönüş fikrimi, nüks eden bir heves döneminde hayata geçirdim. (dönüş derken; dijitalden vazgeçmedim, ikisine bir arada devam.)
elimdeki zenit 122‘yi tamir ettirmek yerine, yine epeydir heves ettiğim canon ae-1 program‘ı aldım. yine ertelemeden halledeyim diyerek biraz da acele edip pahalıya aldım bir de; birkaç yıl önceki fiyatların neredeyse 2 katına çıkmış fiyatlar! neyse, bu ayrı bir konu. Continue reading »

kundakçı

sevdim sayılır.

oyun atölyesi‘nden izlediğim ilk oyun. milattan öncesinin yunan topraklarında geçiyor hikâye. genel izleyiciye (yazar burada dil çıkarır) hitap eden eğlenceli bir oyun. oyunculuklar iyi ki öyle olmasa oyuncular herhalde bu tiyatroda yer bulamazlardı.
güncel olaylara göndemeler beğendiğim yönlerinden, bel altı espri dozajı ise beğenmediğim yönlerinden oldu.

tiyatro: oyun atölyesi

1. uluslararası istanbul çay festivali

şehirde çay festivali düzenlenmiş, gitmemek hiç olur mu?! olmazdı tabii. sonra demezler mi adama; “o kadar çay çay diye başımızın etinin yiyorsun da…”
neyse, gittim gördüm; bol bol çay içtim; sabahtan akşama kadar ‘workshop’lara katıldım, evet aynen öyle, çay workshop’larına katıldım 🙂
festival mekanının haydarpaşa garı olması da ayrıca çekiciydi ama gar binası restorasyonda olduğu için binanın dışında, vagonların arasına kurulmuştu festival alanı, bu açıdan bir hayal kırıklığı yaşadım.
çeşitli konuşmaların, soru/cevap şeklinde sohbetlerin yapıldığı sahne dışında, çay firmalarının stantları ve workshop çadırı vardı alanda. konuşmaları pek dinleyemedim ama ilk günkü workshop’ların çoğuna katıldım. Continue reading »

zerzavatçı köyü – cumhuriyet köyü doğa yürüyüşü

geçtiğimiz pazar, bu kez şehre yakın bir bölgede, epeydir merak ettiğim polonezköy’de yürüdük yine gezintrek ekibiyle. kışın ortasında güneşli ve sıcak, çok güzel bir havaya denk geldik; nereden bakılsa, ballıyız 🙂

yürüyüşün, orman-çayır içinde geçen kısmı çamura rağmen güzeldi. polonezköy geçişi ise keyifsizdi; hadi 2km kadar asfalt kısım, uzun bir parkur içinde görmezden gelinebilir diyelim ama araçlar çok hızlı/agresif geçiyor, ciddi tehlike yaratıyor yol kenarında veya kaldırımda yürüyenler için.

Continue reading »

şişli şehir yürüyüşlerimden fotoğraflar

şehir yürüyüşlerim tüm hızıyla devam ederken, şişli sokaklarını da tanımaya/ezberlemeye başladım.
gün içine(hafta sonu) denk gelen yürümeler sırasında telefonla fotoğraf da çekiyorum ara ara.

sokakları turlarken, kafamı kaldırınca dikkatimi çeken bazı binalar: