doğu ekspresi / kars

şubat başında zek‘ten gelen teklif: doğu ekspresi ile kars’a gidelim?
yanıtım: teklifiniz uygun görülmüştür.

dedik ve şubat sonunda düştük yola. şubat sonuna kalmazdık ya; daha erken seferlerde, istediğimiz yerler kalmadığı için mecburen.. meğer doğu ekspresi yolculuğu moda olmuş o sıralar ve yataklı/kuşetli vagonlardaki yerler kapış kapış gitmiş kış ortasında. biz de farkında olmadan modaya kaptırmış olduk kendimizi :p Continue reading »

tepemanayır – hacıllı doğa yürüyüşü

evet hacılı değil hacıllı. hacılı’yı yeterince ilginç bulmadıkları için hacıllı demişler köyün adına.
tepemanayır sözcüğünün ne anlama geldiği hakkında ise en ufak bir fikrim yok. burası avrupa’da bir yer olsa hemen araştırırdım ama gebze’nin bir köyü olunca hiç üzerinde durmadım.

gün sıcaktı.
parkurda açık alan çoktu.
genellikle dere kenarından yüründü.
polenden, tozdan, hapşırıktan geçilmiyordu. gün sonunda hapşırıktan, hafif dozda alerjiden yorgun düştüm.
genel olarak keyif aldım lakin daha serin havada gidilesi bir bölgeymiş. Continue reading »

telvin / documentarist 2012

belgesel izlemeye nasıl heveslendiğimden daha önce bahsetmiştim. iyi ki de heveslenmişim, iyi ki de kadıköy’deki gösterimden zeki arkadaş haberdar etmiş beni, zira documentarist 2012 kapsamında izlediğim filmler arasında ‘telvin‘ de vardı. film, erkan oğur, turgut alp bekoğlu ve ilkin deniz ‘in telvin adı altında beraber müzik yaptıkları grubun ve yaptıkları müziğin hikayesini anlatıyor. kelime anlamı renkten renge geçiş olan telvin sözcüğünü; müziklerindeki değişimi, daha doğrusu müziklerindeki halden hale geçişi adlandırmak için kullandıklarını belirtiyorlar. film, fragmanından da az çok anlaşıldığı üzere doğadaki bu renkten renge veya halden hale geçişleri anlatan birçok güzel görüntüyle, bunlara eşlik eden telvin müzikleriyle ve sanatçıların müziklerini anlattıkları samimi ve doğal konuşmalar eşliğinde ilerliyor. erkan oğur hayranlarına, denk geldikleri ilk fırsatta izlemelerini öneririm. Continue reading »

documentarist ‘ten seçmeler

documentary 2012 başlamadan önce, ekibin önceki yıllarda festivale katılan filmlerden yaptığı bir belgesel seçkisini izledik dün kargart‘ta. gerçi erken çıkmak zorunda olduğumuz için tamamını izleyemedik ama izlediklerimin tümünü beğendim ki onlar şunlar oluyor:

duvar  –  emre karadaş & deniz oğuzsoy, türkiye, 2009

bu sahilde –  merve kayan & zeynep dadak, türkiye, 2010

bağdat (başını kaçırdım ama izleyebildiğim kadarıyla beğendim)  –  berrak samur, türkiye, 2010 Continue reading »