te oralar

bir avrupa şehrini geziyorsanız, ne yaparsınız? tarihi yapıların ve bahçelerin/parkların fotoğraflarını -durmaksızın- çekersiniz. bu.

ingiltere

reading‘te kaldık. viktoryan evlerle dolu bir şehir. hepsi birbirinin aynı gibi hatta bazıları tıpatıp aynı, toki büyük bir şehir kurmuş sanki. hem güzel hem tekdüze. bir haftada karar veremedim sıkıcı olup olmadığına. devamını oku

tepemanayır – hacıllı doğa yürüyüşü

evet hacılı değil hacıllı. hacılı’yı yeterince ilginç bulmadıkları için hacıllı demişler köyün adına.
tepemanayır sözcüğünün ne anlama geldiği hakkında ise en ufak bir fikrim yok. burası avrupa’da bir yer olsa hemen araştırırdım ama gebze’nin bir köyü olunca hiç üzerinde durmadım.

gün sıcaktı.
parkurda açık alan çoktu.
genellikle dere kenarından yüründü.
polenden, tozdan, hapşırıktan geçilmiyordu. gün sonunda hapşırıktan, hafif dozda alerjiden yorgun düştüm.
genel olarak keyif aldım lakin daha serin havada gidilesi bir bölgeymiş. devamını oku

belgrad ormanı ayvad bendi doğa yürüyüşü – 2

yaklaşık 1 ay önce ilk kez gittiğimiz ayvad bendi tabiat parkı bölgesinde dün tekrar yürüdük. bu kez yoldan yer yer kısa sapmalarla biraz keşif de yapmaya çalıştık…

yürüdüğümüz toprak yol boyunca sağdaki soldaki piknikçi çöpleri keyfimizi biraz kaçırdı maalesef. belediye mi temizlemiyor, çöp kovaları mı az, piknikçiler mi çok pis; bilemem ama sonuç olarak ortalık leş gibiydi. önceki gidişimizde ortam bu kadar pis değildi, sanki o günden bu güne hiç temizlenmemiş gibi. (belediyeye şikayet ettim, umarım dikkate alınır)
piknikçi/mangalcı sıkıntısıyla daha önce yedigöller‘de de karşılaşmıştık ama orası bu kadar bakımsız değildi ki sonradan mangala izin verilen alanların azaltıldığına dair bir haber de gördüm. devamını oku

ballıkayalar doğa yürüyüşü

yaklaşık 1000 yıl önce gittiğimiz ballıkayalar tabiat parkı‘na, yerinde duruyor mu diye görmek için tekrar gittik.
kayalar olduğu gibi duruyor ama insanlar artmış, insanlar çok artmış heyhat!
tam bir ana-baba günüydü. benzetme değil gerçekten ana-baba günüydü. sadece piknik alanı değil kanyon da kalabalıktı. kucağında bebesi, ayağında kundurasıyla kayadan kayaya keklik gibi seken adamlar; zor bir kaya geçişinden hemen sonra elinde tesbihiyle 100 yıldır orada oturuyormuş gibi bir dinginlikle bizi karşılayan yaşlı teyzeler; donuyla göletlerde çimen ergenler… devamını oku

dut ve gül / pentax 28mm f2.8 ile ilk kayıtlar

yine yeni bir manuel lensi, yine memleket bahçelerinde denedim bol bol. fotolarda yeğen az, dut ve gül çok oldu bu kez.
ilkbaharda pek gitmediğim için gül zamanı olduğundan haberim yoktu. dutun ise zamanının yaklaştığını biliyordum; burada, mahallemde dut ağacı yok, yokmuş fakat.. bu yokluğu da bahane ederek yedikçe yedim, afiyet oldu, yaradı, ellerim boyandı.

ilk fotoları, lens nedir, nasıldır anlamak için hiçbir düzenleme yapmadan çekiyorum. işte bunlar da sony a6000 + smc pentax-m 28mm f2.8 ikilisiyle ilk denemeler; devamını oku

belgrad ormanı ayvad bendi doğa yürüyüşü

belgrad ormanı’nda bir başka rota bu kez. çokça yürüdüğümüz üç gölet rotası(1, 2, 3) kadar uzun değil ve daha belirgin yol var; aslında araç yolu-ama toprak- ve rahatsız edecek kadar da araç yoktu. kolaylıkla yürünebilecek bir parkur kısacası. zaten gölet ve çevresi, ayvat(d) bendi tabiat parkı adıyla korunan bir alan.
son 1km kadarlık asfalt kısmı saymazsam keyifli bir yürüyüş oldu güneşli ama bunaltmayan bir havada.

başlangıca geri dönülüyor tam tur yapınca;

darlık barajı – saklıgöl doğa yürüyüşü

güzel bir havada yaklaşık 14km kadar yürüdüğümüz parkur kolay ve aslında güze bir rota sayılır fakat biraz ‘insan’ bulaşmış. traktör yolu tabir edilen, zorlasan binek araçların da gidebildiği -herhangi bir suya yakın- yollar; er ya da geç ‘piknikçi/mangalcı’ istilasına uğramaya mahkumdur. ormanın derinliklerinde ilerlediğinizi düşünürken ansızın karşınıza çıkan piknikçi çöpleri, o kadar da ormanın derininde olmadığınız gerçeğini yüzünüze çarpar. demek ki daha derine, daha da derine gitmeniz gerekiyor. mesela traktör yolu dahi olmayan derinlere… devamını oku

küçük sinekli – danamandıra doğa yürüyüşü

2 köy arasında, dikenli dallar ve ayakkabı seven çamurlar içinde yürüdüğümüz parkur; adeta kendi kendimize macera yarattığımız bir parkur idi. zira rotamıza paralel asfalt yol bile var köyler arasında. haa yola yakın gitmedik, daha içeriden yürüdük tabii ama daha bir orman içinde, daha bir dağ vadi içinde yürümek varken.. güzel fakat gereksiz zordu yer yer, özetle. demek ki neymiş? o bölgeye yağmurdan sonra gidilmezmiş.. yine de danamandıra köyünden manda yoğurdumuzu almadan dönmedik şehirliler olarak. yoğurt fena değildi :p
devamını oku