termal – sudüşen şelalesi doğa yürüyüşü

sonbahar bitmeden atabildim kendimi ormana, neyse ki.
şehirden ayrılırken bastıran sağanak yağıştan ve sallantılı feribot yolcuğundan sonra bulutlu-güneşli-yağışsız bir havada geçti yürüyüş.
parkurun son kısmının(4km!) asfalt(orman içi yol) olması biraz keyfimi kaçırdı ama genel olarak güzel bir sonbahar günü geçirdik doğada. lakin bu rotayı bir daha yürümem; kendime not olsun bu da burada 🙂 —devamı—

aydos ormanı doğa yürüyüşü

istanbul’da şehir içinde doğa yürüyüşü yapılabilecek sayılı noktalardan biri olan aydos ormanı‘na gezintrek ekibi ile beraber gittik. daha önce meteor yağmuru izlemek üzere tek başıma gitmeye niyetlenmiştim ama iyi ki gitmemişim, bol köpekli bir ormanmış; iç taraflarında değil ama mahallelere yakın yerler ve aydos kalesi çevresinde çok vardı.. —devamı—

bahçeköy belgrad ormanı doğa yürüyüşü – 4

geldi sonbahar ayları
gevşer gönül yayları
der ki ey insan
niye duruyorsun şehirde
çıksana belgrad ormanı’na

wikiloc‘ta not aldığım parkurlardan birine uydum bu kez ve daha önce görmediğim topuzlu bendi ile daha önce çokça gördüğüm valide sultan bendi ve ikinci sultan bendi‘ni kapsayan, yine ‘üç gölet turu’ diyebileceğim bir yürüyüş oldu. —devamı—

te oralar

bir avrupa şehrini geziyorsanız, ne yaparsınız? tarihi yapıların ve bahçelerin/parkların fotoğraflarını -durmaksızın- çekersiniz. bu.

ingiltere

reading‘te kaldık. viktoryan evlerle dolu bir şehir. hepsi birbirinin aynı gibi hatta bazıları tıpatıp aynı, toki büyük bir şehir kurmuş sanki. hem güzel hem tekdüze. bir haftada karar veremedim sıkıcı olup olmadığına. —devamı—

tepemanayır – hacıllı doğa yürüyüşü

evet hacılı değil hacıllı. hacılı’yı yeterince ilginç bulmadıkları için hacıllı demişler köyün adına.
tepemanayır sözcüğünün ne anlama geldiği hakkında ise en ufak bir fikrim yok. burası avrupa’da bir yer olsa hemen araştırırdım ama gebze’nin bir köyü olunca hiç üzerinde durmadım.

gün sıcaktı.
parkurda açık alan çoktu.
genellikle dere kenarından yüründü.
polenden, tozdan, hapşırıktan geçilmiyordu. gün sonunda hapşırıktan, hafif dozda alerjiden yorgun düştüm.
genel olarak keyif aldım lakin daha serin havada gidilesi bir bölgeymiş. —devamı—

belgrad ormanı ayvad bendi doğa yürüyüşü – 2

yaklaşık 1 ay önce ilk kez gittiğimiz ayvad bendi tabiat parkı bölgesinde dün tekrar yürüdük. bu kez yoldan yer yer kısa sapmalarla biraz keşif de yapmaya çalıştık…

yürüdüğümüz toprak yol boyunca sağdaki soldaki piknikçi çöpleri keyfimizi biraz kaçırdı maalesef. belediye mi temizlemiyor, çöp kovaları mı az, piknikçiler mi çok pis; bilemem ama sonuç olarak ortalık leş gibiydi. önceki gidişimizde ortam bu kadar pis değildi, sanki o günden bu güne hiç temizlenmemiş gibi. (belediyeye şikayet ettim, umarım dikkate alınır)
piknikçi/mangalcı sıkıntısıyla daha önce yedigöller‘de de karşılaşmıştık ama orası bu kadar bakımsız değildi ki sonradan mangala izin verilen alanların azaltıldığına dair bir haber de gördüm. —devamı—

ballıkayalar doğa yürüyüşü

yaklaşık 1000 yıl önce gittiğimiz ballıkayalar tabiat parkı‘na, yerinde duruyor mu diye görmek için tekrar gittik.
kayalar olduğu gibi duruyor ama insanlar artmış, insanlar çok artmış heyhat!
tam bir ana-baba günüydü. benzetme değil gerçekten ana-baba günüydü. sadece piknik alanı değil kanyon da kalabalıktı. kucağında bebesi, ayağında kundurasıyla kayadan kayaya keklik gibi seken adamlar; zor bir kaya geçişinden hemen sonra elinde tesbihiyle 100 yıldır orada oturuyormuş gibi bir dinginlikle bizi karşılayan yaşlı teyzeler; donuyla göletlerde çimen ergenler… —devamı—

dut ve gül / pentax 28mm f2.8 ile ilk kayıtlar

yine yeni bir manuel lensi, yine memleket bahçelerinde denedim bol bol. fotolarda yeğen az, dut ve gül çok oldu bu kez.
ilkbaharda pek gitmediğim için gül zamanı olduğundan haberim yoktu. dutun ise zamanının yaklaştığını biliyordum; burada, mahallemde dut ağacı yok, yokmuş fakat.. bu yokluğu da bahane ederek yedikçe yedim, afiyet oldu, yaradı, ellerim boyandı.

ilk fotoları, lens nedir, nasıldır anlamak için hiçbir düzenleme yapmadan çekiyorum. işte bunlar da sony a6000 + smc pentax-m 28mm f2.8 ikilisiyle ilk denemeler; —devamı—