fotoğrafçılığa el attım hade bakalım..

o kadar aradım taradım inceledim gittim en sonunda en ucuz slr(filmli) makinayı aldım geldim 🙂 aslında para bile ödemedim, istanbul ‘a zenit marka fotoraf makinası almaya gittim ama para bile ödemedim; o kadar ucuz ki para bile almıyorlar 🙂 şaka tabii.. dayımın çok az kullandığı bi zenit ‘i varmış..! ne tesadüf! kendisi artık 3 mp kameralı cep telefonuyla fotoğraf çektiği için eski makinaya ihtiyacı kalmamış, hatta varlığını bile unutmuştu ya ben hatırlattım farkında olmadan..

fotoğrafçılıkla ilgilenmeye başlayınca slr, enstantane, diyafram, objektif, hayyam pasajı, pozometre vb. gibi bi çok terimle de haşır neşir olmaya başladım hatta hayyam pasajı ‘na gittim.. aslında 3 tane zenit almaya gitmiştim fakat kendikimi beleşe getirince, sadece 2 tane aldım(siparişler).. umaım yolum daha çok düşer oraya..

her neyse.. ben sevdim bu fotoğraf olaylarını, hele bi çekmeyi de öğreneyim koyarım buraya fotoları 🙂

maziyi düşünmek

ben aslında güvercinleri çekecektim ama amcayı o vaziyette görünce, dur bakalım şu klasik karelerden birini tutturabilecek miyim diyerek bastım aletin düğmesine.. kare, klasik olmasına klasik ama yine de kompozisyonun hüznünden hiçbir şey eksiltmiyor..

dede ne düşünüyordu o an acaba? ne olacak, muhtemelen maziyi düşünüyordur.. cumhuriyet parkı ‘nın eski günlerini.. izmit ‘in eski halini belki de, fethiye caddesi ‘ni, sahili.. güvercinler aynı, kargalar aynı, mekan aynı, insanlar hızla değişiyor..

yaa dede, bi ‘ooof of’ çekip, ‘nerede o eski günler’ deme vaktidir..

bilinen en eski fotoğraf

işte her şey böyle başladı 🙂

ekleme: joseph nicéphore niépce tarafından 1826 yılında, 20*25 santimetrelik yağlandırılmış katran üzerine “view from the window at le gras (le gras ‘taki pencereden görünüm)” adıyla çekildi. 8 saatlik pozlama süresinden ötürü binalar, sağdan ve soldan güneşle aydınlanıyor. bu fotoğraf genellikle, başarılı ilk kalıcı fotoğraf olarak kabul edilir.

kaynak: vikipedi

ayrıca ilk fotoğraflardan oluşan bi seçkiye de şuradan ulaşabilirsiniz..