kampa devam / kaz dağları / mıhlı çayı / doğa yürüyüşü

sonunda gittim. kaz dağları milli parkı. son dönemlerde daha çok tatsız olaylarla adını duyuyor olsak da çok eskiden beri gitmek istediğim bir bölgeydi. çok küçük bir alanında zaman geçirdik, dolayısıyla daha gidip görebileceğim, yürüyebileceğim çok yeri var..

  • 3 gece kamp yaptık.
  • mıhlı çayı çevresinde 2 kez doğa yürüyüşü yaptık.
  • çay üzerindeki gölcüklerde bol bol soğuk suya girdik. çayın suyunun boyumuzu aştığı yerler de oldu ama kimseyle karşılaşmadık. tısısı. *
  • birçok minik şelale gördük çay üzerinde, altlarında ıslandık, serinledik.
devamını oku

arka penceremden sokak hâlleri

ne diyorduk, evden ayrılamadığımız şu günlerde (*), hâliyle şehrin daha önce hiç görülmemiş fotoğraflarını çekmeye de çıkamıyoruz.. biliyorum ki herkesler eminönü, sirkeci, karaköy, fatih, özellikle de üsküdar ve kadıköy’den yepisyeni fotoğraflarla dönmemi dört gözle bekliyor. tısıss.. ama üzülmeyin; onların yerine, arka penceremden, görünümü her gün değişen bir sokağın fotoğraflarıyla geldim..

devamını oku

kadıköy karışığı – 1

malum sebepten (*) evlere hapsolduğumuz şu günlerde ben de arşivimi kurcaladım ve çok farklı fotoğraflar keşfettim; inanmayacaksınız, yepyeni kadıköy fotoğrafları buldum.. tıs. evet, yine kadıköy. zaten arşivlik sayılacak kadar eski de değiller, havalı olsun diye öyle bir giriş yaptım..

bazılarını telefonla bazılarını dijital kamerayla çektiğim, farklı zamanlardan karışık kadıköy fotoğrafları:

elmacık – naipköy doğa yürüyüşü

resmi olarak henüz gelmemişken, doğanın kendi arasında baharı erkenden ilan edişini görmeye gittik hafta sonu.. yürüyüşümüz sıcak ve genellikle açık bir havada geçti.. çayırları yeşile ve mor çiçeklere kesmiş elmacık köyü ve naipköy arasında yürüdük. parkur zor olmamasına rağmen yorulduk, yani en azından ben yoruldum; erken gelen sıcaklara yordum kendimce…

devamını oku

kar yürüyüşü (kuzuyayla tabiat parkı – kartepe zirve) – 3

yürü yürü doyamadığımız bir bölge kartepe/kuzuyayla bölgesi. son gidişimiz de geçen hafta sonu, bölgede şu ana kadarki 3. kar yürüyüşümüz için oldu; mete ve yılmaz arkadaşlarımla gezintrek grubu eşliğinde.. daha önceki kar yürüyüşlerimiz kadar güzel olmasa da sonuçta karda yürüdük mü yürüdük bu sene de, bakalım devamı gelecek mi..

çok keyifli geçmemesinin sebebi; kar miktarının kimi yerlerde nispeten az olması, hava çok soğuk olmadığından ya da belki yakın zamanda kar yağmadığından olsa gerek ağaçların buzla/karla kaplı olmaması, dolayısıyla kar manzaraları açısından günün zayıf geçmesi ve piknikçilerin geçen seferlere göre ormanın daha içlerine kadar araçlarıyla ilerleyebilmiş olmalarıydı.. eskiden tabiat parkının içindeki kafeye kadar araçla gidilebilirken, şimdi orman içindeki yolun bir kısmını daha araçlara açmışlar ve böylece yaklaşık 15 km’lik rotanın neredeyse yarısında araç ve araç diplerinde piknikçi görüyorsunuz, böylece bembeyaz kar, kahverengi bir çamura dönüşüyor bu insanlı kısımlarda. evet piknikçi. karda/kışta dağ başında ne işi varmış piknikçinin demeyin, onun da keyfi ayrı. tıısıs. yurdumuz piknikçilerinin çevreye saygısı konusunda, bu yazıyı okuyan hemen herkesin benzer fikirleri olduğundan, bunun ayrıntısına girmeme gerek yok…

devamını oku

eminönü/kadıköy sokaklarında – 2

şehrin sokaklarında yolum çoğu zaman olduğu gibi yine kadıköy‘e yine eminönü‘ye çıktı. ben de durur muyum, bastım da bastım deklanşöre.. peki sonuç ne oldu? öylesine, serseri mi serseri fotoğraflar, başka bir şey değil. 🙂

bu albümde gördüğünüz moda akşamları tadındaki fotoğraflar, “gözünün gördüğüyle kameranın çektiği hiç bir olur mu!” tadındaki fotoğraflarımdır. âleme ibret olsun diye paylaşıyorum.. dijital çeksem; yarım saat oyalanma ve başıma sokakta bir iş gelmesi pahasına biraz daha iyisini çıkarabilirdim belki ama filmli fotoğrafçılığın da güzel yanı bu sürprizli hâlleri değil mi zaten, ha?! özellikle ilk kareden umutluydum, tam bir fotoğraf karesiydi aslında ortam. tıssıs.

devamını oku

kartepe zirve yürüyüşü – 2

kar ve sonbahar yürüyüşü için daha önce de birkaç kez gittiğim kuzuyayla tabiat parkı‘na bu kez sonbaharın başında, renkler daha yeni yeni değişiyorken gittik. ve yine zirveye, yani kartepe‘ye, yani anten kulelerinin olduğu yere kadar çıktık. daha önceki yürüyüşlerimizde hava hep yoğun sisli olduğundan doğru düzgün göremediğimiz orman, deniz, göl ve şehir manzaralarını bu kez açık ve güneşli havada doya doya izledik. manzaraya karşı yılmaz arkadaşımdan taze ceviz ve mete arkadaşımdan ekşi yeşil mandalina yedik. yediğimizi/içtiğimizi de anlatmış olayım, eksik bir şey kalmasın. tıs.

devamını oku

mini kapadokya turu ve hasandağı yürüyüşü

eylül ayının sonlarında çok hızlı bir kararla giriştiğimiz, hafta sonunda hasandağı zirvesine yürüme ve kapadokya bölgesinde kısa bir gezi planımızın ikinci kısmı başarılı geçti fakat birinci kısmında başarısız olduk..

hasandağı’nın zirvesine ulaşamadık. tüm geceyi yolda geçirdiğimiz günün öğle saatlerinde başlayabildiğimiz zirve yürüyüşümüzü yarıda kesip dönüşe geçtik ve başladığımız yere indiğimizde akşamdı. 🙂 demek ki neymiş? doğa yürüyüşlerine öğleden sonra değil sabahtan başlanırmış. haa, biz bunu bilmiyor muyduk? elbette biliyorduk ama belki üstün performans gösterir de çıkabilirdik zirveye, kim bilebilirdi. tıssıs.
zirvesine varamamış olsak da o dağ bizim dağımızdı, hasan dağımızdı.. dağ yolunda yediğimiz/topladığımız alıçlar; iç anadolu’nun yer yer tepelikli, genişçe bozkır manzarası; yoğun sisli hava ve gün batımında tepelere vuran sarılı/turunculu ışıklar zirve girişimimizi yürümeye değer hâle getirdi.

devamını oku