telvin / documentarist 2012

belgesel izlemeye nasıl heveslendiğimden daha önce bahsetmiştim. iyi ki de heveslenmişim, iyi ki de kadıköy’deki gösterimden zeki arkadaş haberdar etmiş beni, zira documentarist 2012 kapsamında izlediğim filmler arasında ‘telvin‘ de vardı. film, erkan oğur, turgut alp bekoğlu ve ilkin deniz ‘in telvin adı altında beraber müzik yaptıkları grubun ve yaptıkları müziğin hikayesini anlatıyor. kelime anlamı renkten renge geçiş olan telvin sözcüğünü; müziklerindeki değişimi, daha doğrusu müziklerindeki halden hale geçişi adlandırmak için kullandıklarını belirtiyorlar. film, fragmanından da az çok anlaşıldığı üzere doğadaki bu renkten renge veya halden hale geçişleri anlatan birçok güzel görüntüyle, bunlara eşlik eden telvin müzikleriyle ve sanatçıların müziklerini anlattıkları samimi ve doğal konuşmalar eşliğinde ilerliyor. erkan oğur hayranlarına, denk geldikleri ilk fırsatta izlemelerini öneririm. Continue reading

documentarist ‘ten seçmeler

documentary 2012 başlamadan önce, ekibin önceki yıllarda festivale katılan filmlerden yaptığı bir belgesel seçkisini izledik dün kargart’ta. gerçi erken çıkmak zorunda olduğumuz için tamamını izleyemedik ama izlediklerimin tümünü beğendim ki onlar şunlar oluyor:

  • duvar  –  emre karadaş & deniz oğuzsoy, türkiye, 2009
  • bu sahilde –  merve kayan & zeynep dadak, türkiye, 2010

  • bağdat (başını kaçırdım ama izleyebildiğim kadarıyla beğendim)  –  berrak samur, türkiye, 2010 Continue reading

balık meselesi

adam: sahilde oltasıyla sakin sakin balık tutmakta olan meksikalı bir dayımız.

genç: kurduğu şirket bir anda büyüyüp, yine bir anda elinden alınınca, üstüne bir de dayak yiyince iyice dellenip spor arabasıyla basa bas meksika’ya dalarak, orada o arabayı da kaptırdıktan sonra huzura erip aydınlanan genç bir amerikalı kardeşimiz.

 

genç – (balık tutan adam’a yanaşarak) buraya her gün gelir misiniz?

adam – hayır, sadece haftada birkaç gün.

genç – burada mı oturuyorsunuz? Continue reading

propaganda

bu akşam televizyonda propaganda filmi vardı.. sırf bi repliği duymak için filmi neredeyse yarısına kadar tekrar izledim.. hangi replik? gümrük muhafaza müdürü mehdi(kemal sunal) ve arkadaşı rahmi miydi bahri miydi neydi işte metin akpınar ‘ın oynadığı adam(ne çabuk unuttum bea) yeni çekilmiş olan dikenli telin dibinde; biri, sınırın sağ yanında, öteki, sol yanında oturuyorlar.. rahmi diyelim onun adına 🙂 başlar konuşmaya:

-ne kaddar güzel bir gümrük muhafaza müdürlüğü binası yaptın mehdi..

-ve ne kaddar güzel bir sınır çizgisi çizdin..

-ve ne kaddar güzel bir dikenli tel çektin..

-ve ne kaddar güzel geçemeyecağız öyle mi? :))

+he, aynen öyle..! Continue reading