anna karina

hakkında birkaç laf etmem gerekiyordu, ediyorum: kimilerinin, güzelliğin tanımlarından biri olarak kabul ettiği anna karina ‘ya ait bu bakışlar, pierrot le fou adlı eski bir fransız filminden. filme bayılmasam da, anna karina ‘nın güzelliğine ve oyunculuğuna hayran kaldığımdan, başka filmlerini de izleyeceğim muhtemelen. izledikçe, bahaneyle başka fotoğraflarını da koyarım artık.

bir de bu insanın hemen hemen aynısının böyle gerçek, elle tutulabilir olanı var ki hemen her gün gördüğüm, tövbestağfürülülülü o konuya hiç girmeyim..

telvin / documentarist 2012

belgesel izlemeye nasıl heveslendiğimden daha önce bahsetmiştim. iyi ki de heveslenmişim, iyi ki de kadıköy’deki gösterimden zeki arkadaş haberdar etmiş beni, zira documentarist 2012 kapsamında izlediğim filmler arasında ‘telvin‘ de vardı. film, erkan oğur, turgut alp bekoğlu ve ilkin deniz ‘in telvin adı altında beraber müzik yaptıkları grubun ve yaptıkları müziğin hikayesini anlatıyor. kelime anlamı renkten renge geçiş olan telvin sözcüğünü; müziklerindeki değişimi, daha doğrusu müziklerindeki halden hale geçişi adlandırmak için kullandıklarını belirtiyorlar. film, fragmanından da az çok anlaşıldığı üzere doğadaki bu renkten renge veya halden hale geçişleri anlatan birçok güzel görüntüyle, bunlara eşlik eden telvin müzikleriyle ve sanatçıların müziklerini anlattıkları samimi ve doğal konuşmalar eşliğinde ilerliyor. erkan oğur hayranlarına, denk geldikleri ilk fırsatta izlemelerini öneririm. Continue reading »