60 evler harikalar sahili ve özel güvenlik..!

dün akşam üstü kuzenimle beraber sahile indik biraz hava alalım diye..

60 evler sahili yaz aylarında zaten tıklım tıklımdı hele bi de şu muhteşem(!) harikalar sahili yapıldıktan sonra daha bi kalabalıklaştı.. e tabii bu kadar kalabalık bi yerde zaman zaman tatsız olaylar çıkabiliyor. normaldir. ama gerektiği gibi müdahale edilememesi anormaldir elbette. biz de dün bu anormal durumlardan birine şahit olduk ve isyan ettik gördüğümüz duruma.. şimdi şahit olduğumuz kavgayı anlatayım uzun uzun:

biz sahilde dolanırken bi grup çocuğun -çocuk diyorum çünkü en büyüğü herhalde 17 yaşlarında filandı- kendi yaşlarındaki başka bi kaç kişiye, sahil esnafının kullandıkları şemsiyelerin metal çubuklarıyla ve pantolonlarından çıkardıkları kemerlerle saldırdıklarını gördük.. az uzağındayız ama olayı net bi şekilde izleyebiliyoruz.. derken, bunlar tam birbirlerine daldıkları sıralarda yanlarına 1-2 tane güvenlik görevlisi geldi ve çocukları ayırmaya çalıştılar.. işte benim şaşkınlığım bu andan itibaren başladı.. sahildeki yüzlerce insanın arasında sopalarla ve kemerlerle kavga eden çocukları özel güvenlik görevlileri; “dağılın lan!, yapmayın lan!” gibi uyarılarla biribirlerinden ayırıp, saldılar.. yani oracıkta, elemanları hem yakaladılar, hem yargıladılar, hem de serbest bıraktılar, hem de çok kısa bi süre içerisinde..! hem de mahallede kavga eden küçük çocukları ayıran bi amcanın yapacağı biçimde.. “ayrılın oğlum, siz arkadaşsınız, yakışıyor mu size kavga etmek” tatlılığıyla iki grubun kavgasını bitirdiklerini sandılar..!

tabii ne oldu? sayıları 10-15 ‘i bulan saldırgan ekip 3-4 grup halinde sahilin farklı yerlerinde ama birbirlerinden çok uzaklaşmadan dolanmaya devam ettiler.. yaklaşık 15 dakika sonra, bi zabıta polisi ekibinin ve 2-3 tane de özel güvenlik görevlisinin arasından, her hallerinden kavga çıkaracakları belli olan 1-2 eleman sahildeki bi lokantaya doğru koşar adımlarla yürüyerek, elemanlardan birinin kendisini tutmakla tutmamak arasında çırpınan bi özel güvenlik görevlisinin elinden sıyrılıp lokantada, bi masada oturan başka bi elemana –karşı gruptan olsa gerek- dalması üzerine diğer arkadaşları da aynı lokantaya toplandılar ve ellerine geçirdikleri bütün sandalyeleri müşterilerin arasında oturan, kavga ettikleri diğer elemanlara sallamaya başladılar..

evet, bu kavga 60 evler harikalar sahili ‘nde oluyor ve bu ikinci olayı da özel güvenlik görevlileri; “dağılın ulan!, yapmayın ulan!” gibi uyarılarla ayırmaya çalışıyor.. sadece ikinci olayda sivil giyimli, elinde cop bulunan biri -herhalde sivil polis- çocukları dağıtmaya çalışırken copunu kullanıyor.. biri bağırarak “dağılın lan” der, diğeri copla müdahale eder.. benim aklıma ilk gelen, acaba bu görevlilerin aklına hiç gelmez mi?! baktın ki kavga ediyorlar, gittin ayırdın, sonra niye salıyorsun adamları, sen hakim misin?! orada bi olay çıkmışsa, yapılması gereken bu çocukların tümünü kelepçeleyip emniyet müdürlüğüne ya da karakola filan götürmek değil midir? doğrusu ben bu olaylar için prosedürün ne olduğunu bilmiyorum ama anlattığım şekilde olması bence en mantıklısı olur.. yani iki küçük bebenin kavgasını ayıran amca gibi, çocukları ayırıp, “hadi dağılın bakalım” demekse güvenlik görevlilerinin işi, bunu zaten çevredeki insanlar da yapar yahu; haybeye yorulmasın sevgili özel güvenlik görevlileri! bu olaya şahit olduktan sonra sahildeki özel güvenlik görevlilerine olan güvenimiz sıfıra indi açıkçası.. haa ama ben yine de çok çekinirim onlardan, sahildeki oyuncaklarla filan oynadığınızı görürlerse, o oyuncakların çocuklar için olduğunu hatırlatırlar hemen.. bi de gece yarıları sağda solda içki içen var mı diye sürekli peşinizde gezinirler.. demek ki sadece bu tür olylara konsantre olmuşlar, ne diyeyim?!

.

.

.

sağol windows, bizi ciddi bir hatadan kurtardın :)

bu bir teşekkür yazısıdır.

windows bugün sistemimizi öyle ciddi hatalardan kurtardı ki gözlerim doldu, minnettar kaldım hatta iki kez minnettar kaldım çünkü insan kendini daha bi borçlu hissediyor benim durumumdayken, hani windows ‘u öğrenci tarifesi, şöyle biraz ucuza kullanınca diyorum, daha bi borçlu hissettim kendimi microsoft ‘a karşı.. 🙂 (açıkça söylemekten de çekiniyorum şimdi bu windowsçu amcalar peşime filan düşer işi gücü bırakıp, aman aman..)

şaka bi yana bayılıyorum windows ‘un uyarılarına yahu 🙂 “sistem ciddi bir hatadan kurtarıldı..!” de hele hadeee..! bu uyarıyı ilk görünce irkildim resmen.. neredeyse bi refleksle fişini çekiyordum bilgisayarın.. 🙂 oy babo ne oluyor böyle ciddi hatalar filan dedim bi an.. işte bugün sistemimizi o kadar çok kurtardı ki sevgili windows; bi teşekkürü, boynumuzun borcu bildik bi yerde..

.

.

teşekkür faslını geçtikten sonra geleyim asıl mevzuya:

sistem zaten windows, anasını satayım hem kendi hata veriyor hem kendi kurtarıyor.. ooohh..! hani bi laf vardı ya windows; “sistem sensin, hata da ..tüne girsin!” diye, işte sana aynen ondan.. bi de kurtarıldı diyor ya ona bittim ben, ula zaten bilgisayarı yeniden başlatmışsın olmadık bi anda, neyi kurtardın onu anlamadım? bu ciddi hatalar yüzünden hiç girişmediğim yok spyware taramasıydı yok virüs taramasıydı işlerine giriştim.. işe yaradı mı bilmiyorum, ilerleyen saatlerde belli olur artık…

acısu parkı ‘na işemişler..! yok artık..!

demin okuduğum bi habere güler misin ağlar mısın oldum 🙁 🙂

” İzmit Acısu Parkı ile ilgili tartışma bilindiği gibi uzun süredir devam ediyor. Saraybahçe Belediye Başkanı Yenice, bu parkın içinde umumi tuvalet yaptırmak istiyor. Park çevresinde oturan bir grup vatandaş özellikle de Diş Hekimi Sedat Tuna Yalıncan, bu projeye tepki gösteriyorlar. Yalıncan konuyu yargıya götürdü. Pazar günü de öğlen saatlerinde park içinde bir basın toplantısı düzenledi. İdare Mahkemesi’nin kendilerini haklı bulduğunu, Belediye’nin park içinde umumi tuvalet yaptıramayacağını söyledi.
Yalıncan’ın bu açıklamasından kısa bir süre sonra Acısu Parkı içine bir grup genç gelmiş. Hepsi birden fermuarları açmışlar, “Biz burada tuvalet istiyoruz” diyerek parkın içinde açıkta çişlerini yapmışlar. Yalıncan, “Bu terbiyesizliği görünce aklım duracak gibi oldu. Üstelik bölgedeki belediye zabıtaları da göz yumdular” diyor. ”   ( alıntıdır, kaynak: özgür kocaeli gazetesi )

yok artık lebron james..!

biri niye umumi tuvalet yaptırmak ister, diğeri niye istemez hiç bi fikrim yok ama böyle tepki mi olurmuş yahu parkın orta yerinde..!

ekmek kavgası

bugün 1 mayıs, işçi bayramı.. sabah ben kahvaltı yaparken istanbul ‘daki kavga-gürültü son gaz devam ediyordu.. bi muhabir canlı telefon bağlantısında; gaz bombalarıyla taşların mücadelesini anlatıyordu canlı canlı, ben de az evvel işçilerin ekmek mücadelesini çok güzel özetleyen, günün anlamına da uygun bi şiir okudum:

Ekmek Kavgası

İlkin erkekleri saldık cepheye,
Getirsinler diye yiyecekleri;
Yetmedi güçleri,
Donatamadı sofrayı,
Ücretleriyle edindikleri.
Kadınlar denildi sonra:
/Çalışmalı ki
Çıkmalı ortaya becerileri./
Emek-ücret,
Ekmek-barış,
Ve derken
-Çocuklar dahil- topyekün bir saldırış
Belirleyiverdi gerçekleri!
Kimimiz onurunu,
Kimimiz kolunu,
Kimimiz torununu verdi;
İsteklerimizse bir türlü verilmedi!
Hala savaşan üreticiler,
Paydos saatlerinde
Vitrinlerde seyrediyorlar,
Ürettiklerini!

15.11.1985 Karacabey – Çetin Özdemir

üslubunu çok beğendiğim, şair bir edebiyat öğretmenimizdir Çetin bey.. Şair ‘in Yeri diye sağ taraftaki bağlantılarda da tavsiye ettiğim sitesinden bi çok şiirine ulaşabilirsiniz..

uyuyamayacaksın..

son bi kaç gecedir televizyonda, memleketteki kargaşayla-malum sebepten kaynaklanan- ilgili o kadar çok haber/program gördüm ki, hiç birini de adamakıllı baştan sona izlemememe rağmen, aklıma ikide bir şu şiir geldi, yazayım dedim:

telgrafhane

uyuyamayacaksın
memleketinin hali
seni seslerle uyandıracak
oturup yazacaksın
çünkü sen artık o eski sen değilsin
sen şimdi ıssız bir telgrafhane gibisin,
durmadan sesler alacak
sesler vereceksin
uyuyamayacaksın
düzelmeden memleketinin hali
düzelmeden dünyanın hali
gözüne uyku girmez ki
uyumayacaksın
bir sis çanı gibi gecenin içinde
ta gün ışıyıncaya kadar
vakur metin sade
çalacaksın.

melih cevdet anday

ekşi sözlük ‘e erişim, adnan oktar ‘ın talebiyle engellendi..!

youtube ‘a erişimin engellenmesinin şoku bile henüz atlatılamamışken, bugün yeni bi yasakla karşılaştım: ‘adnan hoca‘, ‘harun yahya‘ gibi isimlerle tanınan adnan oktar ‘ın, hakkında hakaretler içerdiğini iddia ettiği ekşi sözlük ‘ü dava etmesi üzerine mahkeme; türkiye ‘den ekşi sözlük ‘e erişimin engellenmesi yönünde karar almış ve bu karar şu sıralar uygulamaya konmuş bulunmakta..

öyle ki son zamanlarda ekşi sözlük ‘e erişim için kullandığım bu adres üzerinden şu an ulaşılamıyor siteye.. tabii ki bu, sitenin kapandığı filan anlamına gelmiyor; farklı bi çok yoldan, erişimin engellendiği sitelere ulaşılabiliyor.. şu an için en basiti ekşi sözlük ‘ün kendi adresi üzerinden sözlüğe ulaşmak 🙂 işte bu adres üzerinden şu an sözlüğe ulaşılabiliyor.. bu da işin komik yanı: sen tut ‘sourtimes’ bilmem ne adresine erişimi engelle ama diğerini engelleme.. alem adamlar bunlar.. 🙂 belki de tümünü birden yapamadıkları için sırayla kapatıyorlardır bilemiyorum artık 🙂

konuyla ilgili kişisel yorumuma gelince; her kime olursa olsun, açıkça küfretmek ya da hakaretin dozunu kaçırmak hoş değil elbette… amma ve lakin konu internette yasaklama ve sınırlamalara gelince tavrım değişebiliyor 🙂 ben bu konuda en az abartısız sınırlamadan yanayım yoksa internetin de bi özelliği kalmayacak ve tıpkı okullarımıza, medyamıza benzeyecek.. sırf bu tehlike yüzünden, ben bu tip hakaretti, küfürdü gibi olayların, bu konunun uzmanı hukukçular yetişmeden çok büyük bir dikkatle incelenmesinden; daha doğrusu bi an önce adam akıllı, uygulanabilir kurallar konmasından yanayım.. daha da ve en doğrusu; ben internette sınırlamaya karşıyım arkadaş..! ohhh bee 🙂 açık ve net: internette sınırlama olmaz, olursa internet anlamını yitirmeye başlar.. kuru bilgi kaynağından başka bi şey kalmaz geriye.. bi kaç yazı için sitelere erişim mi engellenir..?! o siteden faydalanan binlerce başka insanın hakları ne olacak peki?

her neyse, bu konu uzar gider.. zaten günlerce konuşulacaktır medyada, internette.. hatta konuşulmaya başlandı bile:

mahkeme kararı ile ilgili bi haber

ekşi sözlük ‘te bu konu ile ilgili net bilgi içeren bi yazı

lafmacun ‘un bu konuda söyledikleri

youtube ‘a erişim engellendi..!

daha neler dedirtecek türden bi olay yaşıyoruz gene..! hemen herkesin neredeyse artık tanıdığı/bildiği; ilginç, komik eğlenceli, şarkılı türkülü video görüntülerinin yer aldığı video paylaşım ve yayım sitesi olan youtube.com ‘a sevgili yargımız, -atatürk ‘e hakaret içeren videolar bulundurduğu için- erişimi engellemiş.. olacak iş değil yahu! internete ya da internette bi siteye erişimi engellemek olacak iş değil.. önce gülerek karşıladım ama sonra şaşırdım, üzüldüm.. vah vah! demek ki sevgili büyüklerimiz bu tür kötü içeriklere tepki olarak site erişimlerini engelleme yolunu seçiyorlar.. iyi de siz yasağı koyunca, o videolar oraya yine eklenmeyecek mi? asıl mantıklısı o videoların oradan kaldırılmasını sağlamak değil mi? bunun için youtube ile görüşülüyormuş gerçi ve görüntüler kaldırılınca yasak da kalkacakmış ama bana kalırsa youtube ‘a böyle bi tepki koymaya gerek bile yoktu.. sonuçta siz bir ulusun önderinden bahsediyorsunuz ve bunu youtube yetkilileri de kolaylıkla idrak edebilirler.. hatta bırakın ünlü ya da çok mühim birini, herhangi birine açıktan hakaret içeren bi görüntünün bile şikayet edildiği takdirde silinmemesi için direneceklerini sanmıyorum.. hatta izinsiz çekilen görüntüsünü bu sitede gören birinin youtube yetkilileri ile yazıştıktan sonra görüntünün siteden kaldırıldığını dahi okumuştum bi yerde.. yani sıradan biri için bile bunu yapan bi site, böyle hassas konulara da elbette duyarlı olacaktır..

ekleme: yasak kalktı. youtube.com ‘a erişim mahkeme kararıyla tekrar sağlanmış. yani bu yasak 2 gün sürdü..

 

maziyi düşünmek

ben aslında güvercinleri çekecektim ama amcayı o vaziyette görünce, dur bakalım şu klasik karelerden birini tutturabilecek miyim diyerek bastım aletin düğmesine.. kare, klasik olmasına klasik ama yine de kompozisyonun hüznünden hiçbir şey eksiltmiyor..

dede ne düşünüyordu o an acaba? ne olacak, muhtemelen maziyi düşünüyordur.. cumhuriyet parkı ‘nın eski günlerini.. izmit ‘in eski halini belki de, fethiye caddesi ‘ni, sahili.. güvercinler aynı, kargalar aynı, mekan aynı, insanlar hızla değişiyor..

yaa dede, bi ‘ooof of’ çekip, ‘nerede o eski günler’ deme vaktidir..