acısu parkı ‘na işemişler..! yok artık..!

demin okuduğum bi habere güler misin ağlar mısın oldum 🙁 🙂

” İzmit Acısu Parkı ile ilgili tartışma bilindiği gibi uzun süredir devam ediyor. Saraybahçe Belediye Başkanı Yenice, bu parkın içinde umumi tuvalet yaptırmak istiyor. Park çevresinde oturan bir grup vatandaş özellikle de Diş Hekimi Sedat Tuna Yalıncan, bu projeye tepki gösteriyorlar. Yalıncan konuyu yargıya götürdü. Pazar günü de öğlen saatlerinde park içinde bir basın toplantısı düzenledi. İdare Mahkemesi’nin kendilerini haklı bulduğunu, Belediye’nin park içinde umumi tuvalet yaptıramayacağını söyledi.
Yalıncan’ın bu açıklamasından kısa bir süre sonra Acısu Parkı içine bir grup genç gelmiş. Hepsi birden fermuarları açmışlar, “Biz burada tuvalet istiyoruz” diyerek parkın içinde açıkta çişlerini yapmışlar. Yalıncan, “Bu terbiyesizliği görünce aklım duracak gibi oldu. Üstelik bölgedeki belediye zabıtaları da göz yumdular” diyor. ”   ( alıntıdır, kaynak: özgür kocaeli gazetesi )

yok artık lebron james..!

biri niye umumi tuvalet yaptırmak ister, diğeri niye istemez hiç bi fikrim yok ama böyle tepki mi olurmuş yahu parkın orta yerinde..!

ekmek kavgası

bugün 1 mayıs, işçi bayramı.. sabah ben kahvaltı yaparken istanbul ‘daki kavga-gürültü son gaz devam ediyordu.. bi muhabir canlı telefon bağlantısında; gaz bombalarıyla taşların mücadelesini anlatıyordu canlı canlı, ben de az evvel işçilerin ekmek mücadelesini çok güzel özetleyen, günün anlamına da uygun bi şiir okudum:

Ekmek Kavgası

İlkin erkekleri saldık cepheye,
Getirsinler diye yiyecekleri;
Yetmedi güçleri,
Donatamadı sofrayı,
Ücretleriyle edindikleri.
Kadınlar denildi sonra:
/Çalışmalı ki
Çıkmalı ortaya becerileri./
Emek-ücret,
Ekmek-barış,
Ve derken
-Çocuklar dahil- topyekün bir saldırış
Belirleyiverdi gerçekleri!
Kimimiz onurunu,
Kimimiz kolunu,
Kimimiz torununu verdi;
İsteklerimizse bir türlü verilmedi!
Hala savaşan üreticiler,
Paydos saatlerinde
Vitrinlerde seyrediyorlar,
Ürettiklerini!

15.11.1985 Karacabey – Çetin Özdemir

üslubunu çok beğendiğim, şair bir edebiyat öğretmenimizdir Çetin bey.. Şair ‘in Yeri diye sağ taraftaki bağlantılarda da tavsiye ettiğim sitesinden bi çok şiirine ulaşabilirsiniz..

uyuyamayacaksın..

son bi kaç gecedir televizyonda, memleketteki kargaşayla-malum sebepten kaynaklanan- ilgili o kadar çok haber/program gördüm ki, hiç birini de adamakıllı baştan sona izlemememe rağmen, aklıma ikide bir şu şiir geldi, yazayım dedim:

telgrafhane

uyuyamayacaksın
memleketinin hali
seni seslerle uyandıracak
oturup yazacaksın
çünkü sen artık o eski sen değilsin
sen şimdi ıssız bir telgrafhane gibisin,
durmadan sesler alacak
sesler vereceksin
uyuyamayacaksın
düzelmeden memleketinin hali
düzelmeden dünyanın hali
gözüne uyku girmez ki
uyumayacaksın
bir sis çanı gibi gecenin içinde
ta gün ışıyıncaya kadar
vakur metin sade
çalacaksın.

melih cevdet anday

ekşi sözlük ‘e erişim, adnan oktar ‘ın talebiyle engellendi..!

youtube ‘a erişimin engellenmesinin şoku bile henüz atlatılamamışken, bugün yeni bi yasakla karşılaştım: ‘adnan hoca‘, ‘harun yahya‘ gibi isimlerle tanınan adnan oktar ‘ın, hakkında hakaretler içerdiğini iddia ettiği ekşi sözlük ‘ü dava etmesi üzerine mahkeme; türkiye ‘den ekşi sözlük ‘e erişimin engellenmesi yönünde karar almış ve bu karar şu sıralar uygulamaya konmuş bulunmakta..

öyle ki son zamanlarda ekşi sözlük ‘e erişim için kullandığım bu adres üzerinden şu an ulaşılamıyor siteye.. tabii ki bu, sitenin kapandığı filan anlamına gelmiyor; farklı bi çok yoldan, erişimin engellendiği sitelere ulaşılabiliyor.. şu an için en basiti ekşi sözlük ‘ün kendi adresi üzerinden sözlüğe ulaşmak 🙂 işte bu adres üzerinden şu an sözlüğe ulaşılabiliyor.. bu da işin komik yanı: sen tut ‘sourtimes’ bilmem ne adresine erişimi engelle ama diğerini engelleme.. alem adamlar bunlar.. 🙂 belki de tümünü birden yapamadıkları için sırayla kapatıyorlardır bilemiyorum artık 🙂

konuyla ilgili kişisel yorumuma gelince; her kime olursa olsun, açıkça küfretmek ya da hakaretin dozunu kaçırmak hoş değil elbette… amma ve lakin konu internette yasaklama ve sınırlamalara gelince tavrım değişebiliyor 🙂 ben bu konuda en az abartısız sınırlamadan yanayım yoksa internetin de bi özelliği kalmayacak ve tıpkı okullarımıza, medyamıza benzeyecek.. sırf bu tehlike yüzünden, ben bu tip hakaretti, küfürdü gibi olayların, bu konunun uzmanı hukukçular yetişmeden çok büyük bir dikkatle incelenmesinden; daha doğrusu bi an önce adam akıllı, uygulanabilir kurallar konmasından yanayım.. daha da ve en doğrusu; ben internette sınırlamaya karşıyım arkadaş..! ohhh bee 🙂 açık ve net: internette sınırlama olmaz, olursa internet anlamını yitirmeye başlar.. kuru bilgi kaynağından başka bi şey kalmaz geriye.. bi kaç yazı için sitelere erişim mi engellenir..?! o siteden faydalanan binlerce başka insanın hakları ne olacak peki?

her neyse, bu konu uzar gider.. zaten günlerce konuşulacaktır medyada, internette.. hatta konuşulmaya başlandı bile:

mahkeme kararı ile ilgili bi haber

ekşi sözlük ‘te bu konu ile ilgili net bilgi içeren bi yazı

lafmacun ‘un bu konuda söyledikleri

youtube ‘a erişim engellendi..!

daha neler dedirtecek türden bi olay yaşıyoruz gene..! hemen herkesin neredeyse artık tanıdığı/bildiği; ilginç, komik eğlenceli, şarkılı türkülü video görüntülerinin yer aldığı video paylaşım ve yayım sitesi olan youtube.com ‘a sevgili yargımız, -atatürk ‘e hakaret içeren videolar bulundurduğu için- erişimi engellemiş.. olacak iş değil yahu! internete ya da internette bi siteye erişimi engellemek olacak iş değil.. önce gülerek karşıladım ama sonra şaşırdım, üzüldüm.. vah vah! demek ki sevgili büyüklerimiz bu tür kötü içeriklere tepki olarak site erişimlerini engelleme yolunu seçiyorlar.. iyi de siz yasağı koyunca, o videolar oraya yine eklenmeyecek mi? asıl mantıklısı o videoların oradan kaldırılmasını sağlamak değil mi? bunun için youtube ile görüşülüyormuş gerçi ve görüntüler kaldırılınca yasak da kalkacakmış ama bana kalırsa youtube ‘a böyle bi tepki koymaya gerek bile yoktu.. sonuçta siz bir ulusun önderinden bahsediyorsunuz ve bunu youtube yetkilileri de kolaylıkla idrak edebilirler.. hatta bırakın ünlü ya da çok mühim birini, herhangi birine açıktan hakaret içeren bi görüntünün bile şikayet edildiği takdirde silinmemesi için direneceklerini sanmıyorum.. hatta izinsiz çekilen görüntüsünü bu sitede gören birinin youtube yetkilileri ile yazıştıktan sonra görüntünün siteden kaldırıldığını dahi okumuştum bi yerde.. yani sıradan biri için bile bunu yapan bi site, böyle hassas konulara da elbette duyarlı olacaktır..

ekleme: yasak kalktı. youtube.com ‘a erişim mahkeme kararıyla tekrar sağlanmış. yani bu yasak 2 gün sürdü..

 

maziyi düşünmek

ben aslında güvercinleri çekecektim ama amcayı o vaziyette görünce, dur bakalım şu klasik karelerden birini tutturabilecek miyim diyerek bastım aletin düğmesine.. kare, klasik olmasına klasik ama yine de kompozisyonun hüznünden hiçbir şey eksiltmiyor..

dede ne düşünüyordu o an acaba? ne olacak, muhtemelen maziyi düşünüyordur.. cumhuriyet parkı ‘nın eski günlerini.. izmit ‘in eski halini belki de, fethiye caddesi ‘ni, sahili.. güvercinler aynı, kargalar aynı, mekan aynı, insanlar hızla değişiyor..

yaa dede, bi ‘ooof of’ çekip, ‘nerede o eski günler’ deme vaktidir..

basralı ömer‘in tommy franks‘a mektubu

ıraklı savaş esiri

ben basra’dan ömer…
“bu zulüm yerde kalmaz
yemin olsun ki asra.
önce mevtül insanlık
sonra harabül basra”

belki haberin yoktur diye yazıyorum franks;
önce demokrasi yağdı göklerden
sonra özgürlük geçti üstümüzden
palet palet…

ve insan hakları namlularından
yüzü maskeli adamların
saniyede bilmem kaç bin adet.

demokrasi bizim eve de isabet etti
bir gün sonra anladım ayaklarımın koptuğunu
babamın vücudunda
tam on sekiz adet
insan hakları saymışlar.

annem zaten yoktu
ben doğarken
ilaç yokluğundan ölmüş.
ambargo falan dediler ya
anlamadım, çocuk aklı işte
sen daha iyi bilirsin…

sizde de barış böyle midir franks?
insan hakları çocukları yetim,
ve ayaksız bırakır mı orada da?
ya demokrasi?
güpegündüz pazara düşer mi?

ve zenginlik…
insanları korkudan uykusuz bırakır mı?
ve kuşlar gökyüzünü terk eder mi orada da?
babamla söylediğim son dua dilimde,
ayaklarım hastanede,
ve giymeye kıyamadığım ayakkabılar
elimde kaldı…

çocuğun var mı franks?
al… çocuğuna götür onları
bir işe yarasın.
kim bilir baktıkça,
belki beni hatırlarsın

“bu nasıl demokrasi.?
düştüğü yeri yaktı
merhamet hür dünyaya
bu kadar mı ırak’tı?”

faruk hazar

fotoğraf: ıraklı adam, savaş esirlerinin tutulduğu bölgede çocuğunu rahatlatmaya çalışıyor. 2003, jean-marc bouju, fransa.