şapkalılar

işte onlar:

  • âdem (kişi adı olarak kullanılan ve insan anlamındaki)
  • âdet (alışkanlık, görenek, regl anlamlarındaki)
  • âdeta
  • âlâ (iyi, pekiyi anlamındaki)
  • âlem
  • âşık
  • cefakâr
  • dilâra (kişi adı)
  • dükkân
  • efkâr
  • fedakâr
  • gâvur
  • güzergâh
  • hâkim
  • hâl (durum, takat, tavır anlamlarındaki)
  • hâlâ (henüz anlamındaki)
  • hâlen
  • halûk (kişi adı) Continue reading

this is a film / arizona dream / chevengur

… ama zahar pavloviç’in tanıdığı mutevolu bir balıkçı vardı ki, önüne gelene ölümü sorar, merakından dertlenirdi; bu balıkçı her şeyden çok balığı severdi, yiyecek olarak değil de, ölümün sırrını şüphesiz bilen özel bir varlık olarak. zahar pavloviç’e ölü balıkların gözlerini gösterir ve şöyle derdi: “bak – akıl deryası. balık yaşamla ölüm arasında durur, o yüzden hem dilsizdir, hem de bakışı ifadesiz; bir danayı al misal, o bile düşünür, ama balık düşünmez – o her şeyi zaten bilir.” …

ee bu ‘this is a film‘!

amerikan rüyası, emir kusturica, goran bregoviç, iggy pop!.. bu anahtar kelimeler, ‘okuyacaklarım‘ listeme bir şekilde girmiş olan çevengur adlı andrey platonov romanının daha ilk sayfalarında, yukarıdaki satırları okurken aklıma hep birlikte hücum ediverdi. Continue reading

taşınma işleri: yeni adres, yine ümraniye!

her beyaz yaka bir gün ümraniye’yi tadacak‘ kuralına uymak için istanbul’da çalışmaya başlar başlamaz ümraniye‘de ev tutmuştum zaten ama oradan taşındıktan bir süre sonra ortamı çok özlemiş, madem oturma fırsatım yok, en azından -havasını solumak için- orada çalışayım diyerek ümraniye‘de işe başlamıştım… gel zaman git zaman, bunun da bana yetmediğini fark ettim ve sonunda bir çılgınlık yapıp yine ümraniye’ye taşındım! evet yeni adresim, yine ümraniye! hadi bakalım…

‘hakem heyeti’ adıyla dolandırıcılık girişimi

bugün başıma gelen küçük bir dolandırma girişimi, meğerse dolandırıcıların epeydir ekmek yediği bir kapıymış…

212 709 7559‘ numaralı sabit telefondan gelen çağrıyı, ‘bakalım, hangi kuvvet macununun veya bankanın/kredinin reklamını yapacaklar?’ diye düşünerek yanıtladım.

tahminim doğru çıktı: karşıdaki kadın, adımı bana teyit ettirdikten sonra, başladı içinde banka/kredi/masraf gibi kelimeler geçen cümleler kurmaya.
ben -doğru düzgün dinlemeden- tam ‘hayır, teşekkür ederim, ihtiyacım yok ve şu an müsait değilim’ gibi ezberden hızlı bir cümleye girecekken, ‘evraklarınızı göndermek için adresinizi alabilir miyim?’ diye sorunca karşıdaki ses, dedim ne oluyor evrak falan, sorulara boğup tüm konuşmasını tekrar ettirdim, özetle diyormuş ki: Continue reading

mini balkan turu veya bir doğu avrupa gezisi

istanbul-sofya ekspresi (bosfor/balkan ekspresi) ile evropa’ya açılarak kısa bir balkan turuna çıkma fikri, doğu ekspresi ile yaptığımız yolculukta, bu rotanın tanıtımını ilk kez gördüğümden beri aklımdaydı. derken derken uzun bir tatil (geçmiş bayramınız…) denk geldi ve bir anda (2 haftalık karar süreci sonunda) gitmeye karar verdim, hemen ardından hızlı bir plan… Continue reading

iç anadolu turu (tısssııss)

evet, iç anadolu turu.
yaptık, pişman değilim, bir daha yapmam.

adına, ‘iç anadolu bilinmeyen/tanınmayan şehirler turu’ ya da ‘iç anadolu keşif turu’ veya bizim aramızda kullandığımız başka bir şey de denebilir, tıssıısı. zira amacımız; zaten çok bilinen ankara, kayseri, sivas gibi iç anadolu şehirlerini görmek değil, pek bilinmeyen hatta varlığından şüphe edilen ‘o’ şehirleri görmekti. Continue reading

1. uluslararası istanbul çay festivali

şehirde çay festivali düzenlenmiş, gitmemek hiç olur mu?! olmazdı tabii. sonra demezler mi adama; “o kadar çay çay diye başımızın etinin yiyorsun da…”
neyse, gittim gördüm; bol bol çay içtim; sabahtan akşama kadar ‘workshop’lara katıldım, evet aynen öyle, çay workshop’larına katıldım 🙂
festival mekanının haydarpaşa garı olması da ayrıca çekiciydi ama gar binası restorasyonda olduğu için binanın dışında, vagonların arasına kurulmuştu festival alanı, bu açıdan bir hayal kırıklığı yaşadım.
çeşitli konuşmaların, soru/cevap şeklinde sohbetlerin yapıldığı sahne dışında, çay firmalarının stantları ve workshop çadırı vardı alanda. konuşmaları pek dinleyemedim ama ilk günkü workshop’ların çoğuna katıldım. Continue reading

eskişehir aslında eski değil

biliyorum çok şaşıracaksınız ama eskişehir aslında eski falan değilmiş; bayağı bildiğiniz yeni, betonarme bir şehirmiş yani görüntüsünde bir eskilik, bir tarihi şehirlik, bir ‘old city‘ havası yok. eski yapılara ‘benzetilmiş’ yapıların olduğu bir mahalleciği var ‘tarihi odunpazarı evleri‘ni barındıran ama bu bölgede de ‘tarihi’ olanlardan çok, yeni ama eski görünümlü yapılar var. haa yine de ‘şirin’ görünmüyor değil bu mahalle. evlerin dış mimarisi ise ülkemizin evleriyle meşhur diğer şehirlerininkinden çok da farklı değil sanki. bize her yerde aynı tip evi, ‘tarihi x şehri evleri’ diye yediriyor olmasınlar? araştırmak lazım…
ve merkezinde birkaç cami, külliye gibi tarihi yapı…
adında eski ibaresi geçtiği için bu eski-yeni konusuna takıldım ama neyse, bu kadarı yeterli. Continue reading