westend / batının sonu

sevdim sayılır.

geçen ayı, tiyatro ayı ilan etmiştim kendim için fakat ocak ayında izlediğim tek oyun bu oldu, o da ayın sonlarındaydı. tıısısı.

tülin özen ve mert fırat gibi çok ünlü oyuncuların da başrolleri arasında yer aldığı oyunda tüm oyunculuklar iyiydi diyebilirim… charlotte’un eduard’a bir ara mert diye seslendiğini duyar gibi olsam da mete arkadaşım bunu doğrulamadığı için bu minik şüphem, şüphe olarak kalmaya devam edecek..

devamını oku

kar yürüyüşü (kuzuyayla tabiat parkı – kartepe zirve) – 3

yürü yürü doyamadığımız bir bölge kartepe/kuzuyayla bölgesi. son gidişimiz de geçen hafta sonu, bölgede şu ana kadarki 3. kar yürüyüşümüz için oldu; mete ve yılmaz arkadaşlarımla gezintrek grubu eşliğinde.. daha önceki kar yürüyüşlerimiz kadar güzel olmasa da sonuçta karda yürüdük mü yürüdük bu sene de, bakalım devamı gelecek mi..

çok keyifli geçmemesinin sebebi; kar miktarının kimi yerlerde nispeten az olması, hava çok soğuk olmadığından ya da belki yakın zamanda kar yağmadığından olsa gerek ağaçların buzla/karla kaplı olmaması, dolayısıyla kar manzaraları açısından günün zayıf geçmesi ve piknikçilerin geçen seferlere göre ormanın daha içlerine kadar araçlarıyla ilerleyebilmiş olmalarıydı.. eskiden tabiat parkının içindeki kafeye kadar araçla gidilebilirken, şimdi orman içindeki yolun bir kısmını daha araçlara açmışlar ve böylece yaklaşık 15 km’lik rotanın neredeyse yarısında araç ve araç diplerinde piknikçi görüyorsunuz, böylece bembeyaz kar, kahverengi bir çamura dönüşüyor bu insanlı kısımlarda. evet piknikçi. karda/kışta dağ başında ne işi varmış piknikçinin demeyin, onun da keyfi ayrı. tıısıs. yurdumuz piknikçilerinin çevreye saygısı konusunda, bu yazıyı okuyan hemen herkesin benzer fikirleri olduğundan, bunun ayrıntısına girmeme gerek yok…

devamını oku

eminönü/kadıköy sokaklarında – 2

şehrin sokaklarında yolum çoğu zaman olduğu gibi yine kadıköy‘e yine eminönü‘ye çıktı. ben de durur muyum, bastım da bastım deklanşöre.. peki sonuç ne oldu? öylesine, serseri mi serseri fotoğraflar, başka bir şey değil. 🙂

bu albümde gördüğünüz moda akşamları tadındaki fotoğraflar, “gözünün gördüğüyle kameranın çektiği hiç bir olur mu!” tadındaki fotoğraflarımdır. âleme ibret olsun diye paylaşıyorum.. dijital çeksem; yarım saat oyalanma ve başıma sokakta bir iş gelmesi pahasına biraz daha iyisini çıkarabilirdim belki ama filmli fotoğrafçılığın da güzel yanı bu sürprizli hâlleri değil mi zaten, ha?! özellikle ilk kareden umutluydum, tam bir fotoğraf karesiydi aslında ortam. tıssıs.

devamını oku

konserler konserler konserler

aralık ayını konser ayı ilan etmişçesine, bir konserden diğerine koştum durdum. kendi yıllık konser ortalamama bakınca, bayağı koşmuş sayılırım bir ayda. hatta kasım sonunda izlediğim ‘hep sonradan‘ müzikli oyununu da eklersem, koşmaktan nefes nefese kalmış bile sayılabilirim. tıss.

her biri hakkında uzun uzun yazacaklarım yok, sırasıyla kısa kısa değineyim:

devamını oku

tepecik – kayaüstü doğa yürüyüşü

sahadan bildiriyorum: ormanlara sonbahar hâlâ tam olarak gelmiş sayılmaz. renkler kararsız seyrediyor; yerlerde kuru yaprak miktarı fena olmasa da ağaçlar bol yapraklı ve yeşil yaprak ağırlığı yüksek. hava sonbahara göre sıcak, tişörtle yürünebilir düzeyde. yağış yok, sis yoğun değil…

kayaüstü zirvesi, hava durumu el verirse, güzel manzarası olan bir kayalık alan. adı yine kayaüstü olan küçük bir yaylanın hemen üstünde yer alıyor bu zirve. bölgede gezintrek grubuyla yürüdüğümüz başka bir parkurumuz da buradan geçiyordu fakat o zaman aşırı yoğun bir sis, sadece kendisini görmemize izin vermişti..
yine mete ve yılmaz arkadaşlarımla, özellikle bu zirveye çıkan bir rotayı yürüdük. hava, manzarayı seyretmemize yetecek kadar açıktı bu defa. güneş de âdeta hüzme gösterisi yaptı zirvede geçirdiğimiz süre boyunca.. 🙂

devamını oku

kartepe zirve yürüyüşü – 2

kar ve sonbahar yürüyüşü için daha önce de birkaç kez gittiğim kuzuyayla tabiat parkı‘na bu kez sonbaharın başında, renkler daha yeni yeni değişiyorken gittik. ve yine zirveye, yani kartepe‘ye, yani anten kulelerinin olduğu yere kadar çıktık. daha önceki yürüyüşlerimizde hava hep yoğun sisli olduğundan doğru düzgün göremediğimiz orman, deniz, göl ve şehir manzaralarını bu kez açık ve güneşli havada doya doya izledik. manzaraya karşı yılmaz arkadaşımdan taze ceviz ve mete arkadaşımdan ekşi yeşil mandalina yedik. yediğimizi/içtiğimizi de anlatmış olayım, eksik bir şey kalmasın. tıs.

devamını oku

mini kapadokya turu ve hasandağı yürüyüşü

eylül ayının sonlarında çok hızlı bir kararla giriştiğimiz, hafta sonunda hasandağı zirvesine yürüme ve kapadokya bölgesinde kısa bir gezi planımızın ikinci kısmı başarılı geçti fakat birinci kısmında başarısız olduk..

hasandağı’nın zirvesine ulaşamadık. tüm geceyi yolda geçirdiğimiz günün öğle saatlerinde başlayabildiğimiz zirve yürüyüşümüzü yarıda kesip dönüşe geçtik ve başladığımız yere indiğimizde akşamdı. 🙂 demek ki neymiş? doğa yürüyüşlerine öğleden sonra değil sabahtan başlanırmış. haa, biz bunu bilmiyor muyduk? elbette biliyorduk ama belki üstün performans gösterir de çıkabilirdik zirveye, kim bilebilirdi. tıssıs.
zirvesine varamamış olsak da o dağ bizim dağımızdı, hasan dağımızdı.. dağ yolunda yediğimiz/topladığımız alıçlar; iç anadolu’nun yer yer tepelikli, genişçe bozkır manzarası; yoğun sisli hava ve gün batımında tepelere vuran sarılı/turunculu ışıklar zirve girişimimizi yürümeye değer hâle getirdi.

devamını oku