kuzguncuk-bostan-korkuluk

hava hep güneşli, haftasonları hep benim olsun; ben hep böyle gezerim arkadaş.. gezerken hastalanmasam daha memnun olurum tabi..

çengelköy’de zar zor yer bulduğumuz güya süper baba’nın kahvesinde kahvaltı yapmaya çalıştıktan sonra kuzguncuk’a geçerek bol bol fotoğraf çektik(artık alışsın elim makinaya daa!), iyi oldu güzel oldu.. mahallenin her bir yanını, kuzguncuk’taki bostanın kaldırılması kararını protesto eden korkulukların sarması da iyi malzeme oldu.. oradan kanlıca’ya yoğurt yimağa gittik fakat şarj tükenmesinden mütevellit o meşhur yoğurdun plastik kapta(bakkalda satıldığı gibi) servis edildiğini belgeleyemedim.. sonra bir yerde güzel bir balık yiyerek günü bitirdik fakat ora nereydi, hatırlamıyorum..


dura dura dura dura duran abi

aşırı derecede yenilenesim geldi.. böyle bi değişesim var böyle bi garip bi bi şey tövbe estağfirullah.. böyle bi şehir olur gezegen olur iş olur kafa olur bi yenileyesim var.. yok yok olmayacak bu böyle.. durdu yine hayat, duranı geride bırakmak gerek, akmak lazım bi daha.. ya tamamen durmak ya da akmak, arası? yok yok olmuyor arası.. durmaya katlanacak bi şey olana kadar olmadı, durmadan akmak gerek..

kafa gene bu hale geldi.. ergen kafası..

o değil de bi yeğenim daha oldu benim, gidip göresim mıncıklayıp sevesim kollarıma alıp uçak yapasım gelir.. gidelim bi ara gaffur..